|
Trende, vapurda, otobüste... Kimi, dalgın gözleriyle düşler çiziyor boşluğa,
- Kimi oğluna iş buluyor, kimi başını sokacak bir ev...
- Dikkat ettiniz mi bilmem...
- Caddelerden, hanelerden mutsuzluk akıyor...
- Umut/
- İpi dikenli uçurtma...
- Tutanın ellerini kanatıyor...
- Elleri kan içinde hayal kuruyor yurttaşlar...
- Hayal bedava...
-
- Büyük adaletsizliklerden palazlananlar,
- Küçük adaletsizliklerden yararlananlar
- Ve
- Sözde adalet ile idare edenler...
- İşte toplumsal düzenimizin özeti...
-
- Haksızlığa uğramışlığın, çok çalışıp az kazanmanın, eşitler arasındaki eşitsizliğin, aldatılmanın, yok sayılmanın çaresizliği;
- Kimi hüzün oluyor yüzlere, kimi öfke oluyor, yanardağ gibi büyüyor insanın göğsünde...
- Toplumsal uzlaşmanın temelidir adalet... Bir arada yaşamanın, kader birliği yapmanın, ulus olmanın...
-
- “AKP ne yaptı?” diye soranlara verilecek sayısız yanıttan biri bu;
- Adında yer alan kalkınmayı iğdiş etti önce,
- Üreticiler, sanayiciler hadım edildi.
- Ardından jilet kesiği gibi dikiş tutmaz yaralar açtı adalette...
- Partili, yandaş olanlara çalışan adalet ile
- Muhaliflere, hak arayanlara zulüm eden adalet!
- “Türkiye ne yapmalı?” sorusunun yanıtı adalet tanrıçası Themis’i korumaktan geçiyor.
- Themis Yunan mitolojisinde adalet ve düzen tanrıçasıdır...
- Elindeki kılıç caydırıcılığı, gözündeki bağ tarafsızlığı, terazisi ise adaleti simgeler... Kadın ve bakire olması bağımsızlığındandır...
- AKP öncesi iktidarlar da dahil olmak üzere;
- Themis’in “bağlı gözleri” fırsat bilindi ve önce bağımsızlığını kaybetti!
- Siyasetçi-Bürokrat- İşadamı ve Medya Patronları
- Themis’in elindeki teraziyi özel çıkarlarına göre ayar ettiler.
- Bu nedenle memlekette, tecavüzcüler, sapıklar, teröristler, hazine hortumcuları, orman yağmacıları, ihale vurguncuları, özelleştirme haramileri ortalıkta dolaşırken;
- Bilim insanları, gazeteciler, terörle mücadele edenler, aydınlar hapislerde tutuluyor.
-
- Themis’in kılıcı naylon faturacılara, banka hortumcularına “teğet” geçiyor, baklava çalan, ekmek aşıran çocuklar ise zindanlarda çürüyor...
-
- Teröristlere demokrasi/ barış elçisi diyen, sınırda özel mahkemeler kuran ve yıldırım hızı ile yargılama yapan, pişman olmadıklarını açıkladıkları halde, “bak şu şakacının yaptığına” diyerek onları salıveren adalet ile;
- Ergenekon tertibinin “bize suçumuzu söyleyin” diyenlere uyguladığı adalet!
-
- Hüzün ve öfke, sakinlik ile çıldırmak arasındaki büyük gelgitler toplumun sinir sistemini, düşünce sağlığını tehdit ediyor. Durgun sularda fırtınalar patlatan toplum mühendislerinin arayıpta bulamadığı...
-
- Sudan nedenlerle birbirini boğazlayan, cinnet getiren, nedensiz öfke patlamaları yaşayan insanların derinlerinde bu incinmişliğin, adalet yoksunluğunun olduğunu düşünüyorum. İç savaşa sürüklenen toplumların, kargaşa ve kaos ortamının derinlerinde de aynı duygu...
-
- Yolsuzluk ve yoksulluk yaratan uygulamalar da Themis’in başına gelenlerin sonucu... Dünyada adı adalet ile özdeşleşen islam halifesi Hz. Ömer’in “yoksulluk insan olsa onu öldürürdüm” sözü, adaletsizliğin en ağır ve yıkıcı sonucunu; yoksulluğu anlatması nedeni ile çarpıcıdır...
- Mutsuz yüzlerin, hüzünlü bakışların, boşvermişliğin gerisinde yatan adalet yoksunluğuna son vermeliyiz. Adalet Tanrıçası Themis’i bu çarpık oligarşinin, komprador burjuvazinin, karşı devrimcilerin kucağından kurtarmalıyız. Türkiye’de hukuk devletini hakim kılmak yine herkesten önce hukuk adamlarının görevi. Onların en zor anlarında tarihi sorumluluklarından kaçamayacağına, Themis’in terazisini yeniden dengeye getireceğine inanmak istiyorum. Önce adalet açılımı! Türkiye’nin ihtiyacı olan bu... Cem Karaca’nın yüreğimizi titreten şiirindeki isyan ancak böyle son bulur:
- İnsanlar gülüyordu de
- Trende vapurda, otobüste,
- Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle...
- Hep kahır, hep kahır, hep kahır
- Bıktım be...
- Tuncay MOLLAVEİSOĞLU
Bağımsız Dergi
-
   
|