Facebook'ta paylaş
Orhan BURSALI
Kadın Kadının Dostudur PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Salı, 09 Mart 2010 01:04

İşte, dedim, bu! Filiz Onur,Bursa Hâkimiyet gazetesindeki Kadın Kadının Dostudur yazısında, Kadın kadının kurdudur deyişini tersine çeviriyordu. Yaptığı saptama doğrudur: Kadının en büyük dostu, yine kadındır, kadınlardır, kadınlar olmalıdır!

***

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde, iktidar başının Türkiyeyi (ve aslında çağdışı ideolojisi gereği bütün kadınları) tam teslim almak için giriştiği anayasal hukuk darbesini yazacak değiliz! Ama şu mübarek8 Mart günü, iktidarı ve başını sorgulayabiliriz: 8 yıldır iktidardasınız! Kadınlar için ne yaptınız! Başlarını daha iyi kapatmaları ve ev kadını olarak kalmaları için sarf ettiğiniz çabaların dışında!

Kadının statüsü bakımından Türkiye güzel ve verimlibir ülke! Kadını çalışmayan bir ülkenin ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel durumunu görmek isteyen biri,Türkiyeye bakabilir! Burası iyi bir laboratuvardır!

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün Kadının Durumu raporu yayımlanmış. İktidar ve büyük demokratpozundaki yandaş papağanları utanmıyor mu şu rezil durumdan: Ülkemizde kadınların sadece yüzde 26.1i çalışma hayatına katılıyor. 128 ülke arasında 123. sıradayız!

Ya şu rakamlardan: Dünya Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği endekslerine göre, Türkiye 134 ülke arasında sondan 6. sırada! Diğerleri: Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Çad, Pakistan, Yemen!

Peki 8 yıllık döneminde okuma yazma bilmeyen kadın sayısının artmış olması da mı yüz kızartmıyor: Yıl 2010, toplam 36 milyon kadından yüzde 10u (3.7 milyon) okuma yazma biliyor. 6.9 milyonu ise sadece okuma yazma biliyor, yani diplomasız okuryazar! (İSMMMO: Kadınım, İşsizim, Mutsuzumraporu)

Türkiyede işsizlik oranı açıklandı ve kıyamet koptu ya! Türkiye İstatistik Kurumuna göre, işsiz sayısı 233 bin artarak, 3 milyon 270 bin kişiye (yüzde 13.1) ulaşmış (2009 son çeyreği). Şüphesiz ki bunlar resmi rakam Ayrıca, bir ülkenin gerçek işsizlik rakamını öğrenmek isterseniz, işgücüne katılmayan kadın oranını da buna eklemelisiniz.

Yani, ABde kadınların işgücüne katılma ortalaması yüzde 60 (Danimarka ve İsveçte yüzde 75!). Bizde yüzde 26.1. Aradaki fark yüzde 33.9! Eh artık, bu yüzdenin bizdeki rakamsal karşılığı ne ediyorsa, bunu işsizler sayısına katmalıyız! Bu yüzde 33.9luk rakam, AB ile Türkiye arasındaki ekonomik gelişmişlik uçurumunun önemli bir kısmını açıklıyor! Kadının diğer bütün alanlarda statüsü geri! (Akademik dünyamız dışında!)

***

TÜYAPın Bursa Kitap Fuarında, Bursa ve çevresinden okurlarla buluştuk; Ataol Behramoğlu ve Haluk Çetinin şiir dinletisinde büyük bir keyifle yeniden bulunurken, baktım, dolu salonun çoğunu kadınlar oluşturuyor. 15 kadarı da türbanlı! Ataolun uzuuuun imza kuyruğunda da (şiire döneceğim artık!), çoğunluk kadınlar ve kızlardı, türbanlılar dahil!

Bursa Hâkimiyet yazarı Filiz Onurun yazısını okurken, o sırada elimin altındaki Kalenderiye (Gürsel Korat) kitabında betimlenen, yönetici Osmanlı erkeklerinin kadınlarını anımsadım. Kadınlar arasında kıskançlık, çekememezlik tepe noktalarda!

Nedeni açık: Kadınlara biçilen yaşam alanı daracık! Başka çıkış yolları yok, o dar alanda oynuyorlar! Dolayısıyla, birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar!

Ama bugün öyle mi? Bütün alanlar kadınların! Ufukları bence sonsuz! Ancak sosyal alanda birbirleriyle uğraşmak, kadınların aşması gereken önemli sorunlardan biri. Kadınlar dayanışarak, birbirlerinin elinden tutarak zorlukları aşabilir.

Şu, tepeden devlet bakanlığı koltuğuna oturtulmuş bakan hanımı düşündüm, Eşcinsellik hastalıktır, tedavi edilmesi gerek diyen... Durmadan cinselliğe takan, Türk aile yapısı diye, kafasındaki gericiliğin uyduruktan şablonlarını topluma kakalamaya çalışan ve bu yolda da çaba sarf eden... Onu kadınlara havale ediyorum!

Ve, Türkan Saylanı sevgiyle anıyorum...

Saylana bakış, demokrasiye, saydamlığa, kadın kurtuluşuna, erkek egemenliğin zincirlerini kırmaya, uygarlaşmaya, çağdaşlaşmaya, hukuka ve hukukun üstünlüğüne, yani ne kadar gelecek varsa, bütününe karşı, bir sağlam duruştur, bakıştır!

Mihenk taşı gibi bir ayraç! Gerisinin yeri bence uygarlık çöplüğüdür!!

Kadınlar Günü kutlu olsun!

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
Mustafa’yı Asmalı!? PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Pazar, 07 Mart 2010 06:32

orhan_bursaliSevgili kardeşim, meslektaşım Mustafa Balbay bir yılı doldurdu içeride. Bu ne kin, bu ne intikam, bu ne hukuksuzluk, bu ne yasadışılık, bu ne keyfilik, bu ne ruh ve düşünce kararması, bu ne vurdumduymazlık, bu ne duygusuzluk, bu ne siyasi hukukçuluk...

Son Güncelleme: Pazar, 07 Mart 2010 06:41
Devamını oku...
 
Bilgi Eksikliği mi, Yoksa Yeni Bir Düzen mi? PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Perşembe, 04 Mart 2010 06:45

Başbakan, eğer sürekli köşe yazarları ve patronlarını gündemde tutacaksa, başka yazı yazmayacağız demektir.

Son Güncelleme: Perşembe, 04 Mart 2010 06:48
Devamını oku...
 
Erdoğan’ın Düdüğü PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Salı, 02 Mart 2010 05:48

Başbakan medya patronlarına yaklaşık şöyle dedi ya: Yazı yazanın maaşını sen veriyorsun, o halde (bizi eleştirenlere) kardeşim bizim dükkânda sana yer yok, dersin olur biter... sonra feryat etme....

Yazarım hep, bunları tanrı konuşturuyor böyle, diye... Tanrı dememe takılanlar olursa, bu ifadeyi, iktidar olmanın, mutlak gücün tanrısı olarak algılayabilir!

***

Köşe yazarı arkadaşlarımızdan pek çoğu, gazeteci dernekleri/ cemiyetleri ayağa kalktılar... Bazı arkadaşlar, köşe yazarlarını Başbakanın atamasını bile önerdi!

İktidar zaten köşe yazarı atamalarını yapmıyor mu? Kendi yandaş gazetelerinde yazanların yüzde 90ı iktidar tarafından atanmış, seçilmiş insanlar... Çoğunun özenle seçilmiş iktidar yazarları olduğundan şüphesi olan beri gelsin...

Bu atanmışlar, seçilmişler arasından tek bir ayrık ses çıkıyor mu?

Hepsi maşallah, duvargibi... Monoblok! Aralarından düzgün bir sızıntı ses çıkmaz! En babayiğitleri, tek tük itiraz seslerini ağızlarında ancak eveleyip geveler.

Başbakan Yahu, diyor, biz bunların parasını veriyoruz, patron biziz, bizim düdüğümüzü çalıyorlar... zaten bu iş böyle değil mi? Maaşını veriyorsan, senin adamındır, kabul et ki holdinginde adam çalıştırıyorsun, senin aleyhine iş yapmasına izin verir misin, hemen kapının önüne koyarsın!...

İktidara (patrona) zart zurt edenin valla ağızlarını yırtarlar! Bu nedenle de, iktidar yandaşı medyada bir kimse ancak kırk yılda bir zurnanın zırt deliğinden ses çıkartabiliyor!

Yani Başbakan ve adamlarıkendi medyasına egemen!

Valla müthiş bir patron, çok başarılı, tebrik ederiz efendim!

***

iktidarbaşı, diğer gazete patronları benim gibi neden yapmıyorlar, diye düşünüyor:

Yahu, ülkenin tek patronu olarak canına okuyabilirim, nitekim bunun örneklerini de gösteriyorum, malından mülkünden ediyorum, buna rağmen sen gazetendeki zart zurt edenleri kulaklarından çekmiyorsan, kapının önüne koymuyorsan, demek ki bana düşmansın! Eh, ben de senin canına okumaz mıyım!?Kusura bakma kardeşim!

***

Dün, arabada CNNTÜRKte Ayşenur Arslanın Medya Mahallesini dinliyorum. Konuğu Can Dündar. Dündar, Başbakanın nutuklarını attığı, yazılarını okuduğu elektronik cam (prompter) olmadığı ve kendiliğinden konuştuğu zaman, bu tür konuşmalar yaparak ortalığı gerdiğini söylüyor.

Öğüt: Aklına ilk geleni hemen dışarı çıkarma.

Bırakın konuşsun, iktidarbaşı zaten yaptığı işi söylüyor!

Bu köşede, medyaya egemen olmak ve bütün medyayı yandaş yapmak, yandaş olmayanları da devlet gücüyle mahvetmek politikası izlediklerini yazıp çiziyoruz..

Böyle şeyler için sözel kanıt mı gerekir, kişinin yaptığına bakacaksın, kafasının içini göreceksin! Kafanın içine göremeyenler belge arar!

Ne demişler, ulan rüşvetin belgesi mi olur”!

Ama yine de iktidarın medya politikasını açıklayan bir belge var karşımızda! Başbakanın, medya patronlarına maaşını sen veriyorsun, sen sorumlusun onlardan diyerek köşe yazarlarının hızaya getirilmesini istemesi, bugüne kadarki medyayı yandaş kılma politikasının belgesidir!

Belge arayanlar bunu tepe tepe kullanabilir!

***

Ama Başbakanın sunduğu bu belge, sadece medyayı ilgilendirmiyor!

Bu belge, aynı zamanda, iktidarın her şeyi ele geçirme, Orduyu, yüksek yargıyı ele geçirme politikasının da net bir ifadesidir, belgesidir!

Tekçibeyin, bütün gücün kendisinde toplanmasını ister.

Bu istibdat isteği, göstergesidir!

Bugünlerde Meclise inecek, hukuku AKPleştirme yasa tasarısının anlamını, içeriğini, niyetini görmek ve bilmek isteyenler...

Başbakanın köşe yazarları için sarf ettiği sözlere baksınlar! O sözlerde, iktidar ve yandaşlarının hukuku nasıl iğdiş etmek istediğini göreceklerdir!

Tarafsız hukukmuş!

İktidara tam bağımlı bir hukukun yasası, Türkiyenin kapısını çalıyor!

Tehlikenin farkında olmayanlar var mı?

Bugün, askerin artık bitmiş tükenmiş vesayetiyle, iktidarın bu dehşet istibdat gidişini aynı kefeye koymanın bir anlamı mı var?

 
‘Atın Onları!’ PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Pazar, 28 Şubat 2010 23:59

orhan_bursaliBaşbakan, muhalif yazılar yazan köşe yazarlarına kin kusmayı sürdürüyor. Borsanın düşmesini gazete yorumcularının üçlü zirve üzerine

Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Tuncay Mollaveisoğlu Kitapları

GüveGÜVE

Bu kitaptaki olaylar ve adı geçen kişiler gerçektir. Yolsuzluklar, devletin gizli arşivlerindeki raporlara dayanılarak yazılmıştır.

Tuncay Mollaveisoğlu, zoru kolay kılan ender araştırmacılardan biri. Eline aldığı konuyu herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir şekle sokmakta çok mahir bir kalem.

Devamını oku...

Boz - Yap OyunuBOZ - YAP OYUNU

'Boz - Yap Oyunu' uluslararası ve hükümetler üstü güçlerin Türkiye ve dünya üzerindeki 'kumpanya'sını anlatıyor. Yazar kimi zaman parçaları okuyucunun bütünlemesine bırakıyor, kimi zaman kendisi birleştiriyor.

Devamını oku...

Görünmez HoldingGÖRÜNMEZ HOLDİNG

"Bu kitap mutlaka okunmalı. Ülkemizi yoksullaştıran yolsuzlukları herkesin anlayabileceği yalınlıkta kaleme alan Tuncay Mollaveisoğlu yine çok önemli bir çalışmaya imza attı.

Devamını oku...

Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda

Adına “Ilımlı İslam” denilen ABD güdümündeki İslamcı bir devlet modeli Türkiye'ye ısrarla giydirilmeye çalışılıyor.

Devamını oku...
 

Google Arama

WebBağımsızGündem'de ara

Unutturulmaya Çalışılan Gündem

akp_mini

BOP çerçevesinde, ABD ve İsrail kışkırtmalı "Yeni Osmanlıcılık" görüntüsü altında "Ortadoğu Birleşik Devletleri"nin (Büyük İsrail) kurulmakta olduğu

akp_mini

4C Yasası ile emekçinin köleleştirilmek istenmesi

akp_miniPKK Açılımı

akp_miniErmeni Açılımı

akp_miniTeğet değil, delip de geçmek bilmeyen ekonomik kriz

akp_miniABD'nin İran ve Afganistan için TSK'dan muharip asker istemesi

akp_miniHer geçen gün işsizler ordusuna yeni katılan emekçi ve esnaf

akp_miniOluşturulmaya çalışılan çoğunluk diktası

akp_miniDevlet kadroları içinde cemaat yapılanmasının müthiş boyutu

akp_miniCemaat - CFR/CIA  bağlantıları

akp_miniMuhalif aydınların içeride olması

akp_miniYolsuzlukların örtülemeyecek boyutlarda olması

akp_miniÜretim araçlarının, finans kuruluşlarının yabancılaştırılması

akp_miniOkul bina ve arazilerinin bile "babalar gibi" satılmak istenmesi

akp_miniGemicikler, villacıklar, şirketcikler

İşte farklı gündemler ile halkın gözünden kaçırılan durum bu.

Üye Girişi


Reklam
Bağımsız Dergi'nin yeni sayısını aldınız mı? Bağımsız Dergi ile iletişim kurmak için tıklayınız

Türkiye NATO'dan Çıkmalı mı?

Türkiye Nato'dan çıkmalı mı?

Basından Haber Özetleri