Facebook'ta paylaş
Orhan BURSALI
Devrim Arabaları PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Perşembe, 18 Mart 2010 14:11

Önceki akşam Devrim Arabaları filmini seyrettik TVde. Şüphesiz epey yazılıp çizildi bu konuda, ama birkaç noktayı belki değişik açıdan vurgulamak gerekir.

Devamını oku...
 
Dönemin Karakteri PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Salı, 16 Mart 2010 07:31

Nasıl bir dönemde yaşadığımızı merak ediyorsanız, emniyet, hukuk ve uygulamalarına bakacaksınız. Polis ne yapıyor, nasıl davranıyor; savcılar ve mahkemeler ne yapıyor, nasıl davranıyor...

Devamını oku...
 
Bazı Notlar PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 15 Mart 2010 03:55

İŞSİZLER PARTİSİ VE SEÇİMLER: Gazetemizde İşsizlik Raporu yayımlanıyor. Birkaç ay önce arkadaşlarımla sohbet ederken bir İşsizler Partisi kuralım dedim...

Devamını oku...
 
Kapanan Bir Şemsiye PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Pazar, 14 Mart 2010 14:49

Gördüm ki dün gazetedeki törene katılan insanların yüreklerinden bir parça kopmuş. Bu kopuşun adı şüphesiz Turhan Selçuktu. Onu kaybetmek derinlikli bir hüznü yaymıştı...

Ama Selçukla birlikte yüreklerden kopan başka şeyler daha vardı...

Turhan Selçuk, şüphesiz bir evrensel değer.

Ülkemizde az bulunan.

Karikatürüyle, bakışıyla, ülkemiz insanını derinden etkilemiş, büyütmüş, olgunlaştırmış bir sanatçı.

Kolay erişilemeyecek bir yere çıkmış.

Bu değeri saptamada bir ölçek: Dostu düşmanı sanatını övüyor.

Yitirdiğimiz böyle bir insan.

Bir, bunun hüznü var herkes üzerinde.

***

Derin hüznün ikinci kaynağı ise yerel. Yani toplumumuzla ilgili.

Bir nedeni, Selçukun duruşu, toplumsal saflaşmada aldığı yer.

O, Cumhuriyet kazanımlarının güçlü bir taşıyıcısı.

Hele, toplumsal derin ayrışmaların ve saflaşmaların yaşandığı bir dönemde, derhal saf değiştirerek iktidarla iktidarı paylaşmayı yeğleyen bir dizi bukalemunun baş tacı edildiği bir süreçte, Turhan Selçuk, kazanımları omuzlayan bir ağır işçinin adı! Toplumda kaybettirilmeye çalışılan referans noktasında duruyor hep.

İnsanlar, onun açtığı şemsiyesinin altında, kendilerine bir barınak bulmuş.

***

Çizgisi, şiddetli bir toplumsal eleştirinin kaynağı Turhan Selçukun.

Çizgisinin ve anlatımının keskinliği, duruluğu, toplumsal eleştirel duruşu, müthiş etkileyici. İnsanları büyük bir kendine çekici özellikte. Bir makalenin anlatamadığı, bir siyasetçinin uzun ve sıkıcı nutkuyla inandıramadığı siyasal gerçekleri, iki çizgiyle bütün insanlara ileten sade, saf bir düşünce.

Bu, bilimsel çerçevede genel kabul gören, zekânın pırıltısının göstergelerinden...

Zekâ ve ona eşlik eden yetenek, zamandan bağımsız işler aynı zamanda. Ortaya koyduklarının önü arkası yoktur.

İşte bu, evrenselliğin, evrensel anlatımın diğer bir adıdır...

Behiç Ak, önceki günkü Cumhuriyette Turhan Selçukun bu özelliğini çok güzel anlatır:

“...Bir diğer önemli özelliği de yeteneğinin bireyselliğiydi. O kadar kişisel bir çizgi oluşturmuştu ki, anlattıkları ve çizdikleri tarih ötesi bir anlam taşıyordu. 1800lerde mi çizmiş, gelecekte mi, bakarken hayrete düşerdiniz. Kişisel yeteneğinin bir uzantısıydı bu çizgi ve onu Turhan Selçuk yapan en önemli öğeydi...

***

Selçuk, aynı zamanda, bir toplumsal ve siyasal tarih hallacı.

Abdülcanbaz ise, diğer bağımsız temaları ve çizgileri gibi, bunun bir aracı.

Abdülcanbazın o ünlü Osmanlı tokadı, ahlaki, dürüst, düzgün davranmayan, siyaseti bir hizmet olarak görmeyen, insanını ve ülkesini ve milletini düşünemeyen, ülkesine bir evrensel uygarlık kuramayan siyaset canbazlarına ve şarlatanlarına ve iktidarlara, ağır bir tokat, okkalı bir şamar aslında.

***

Bir hüzün vardı dün Cumhuriyetin bahçesine çöken...

Hüzün, gözyaşı, yitiklik, gökten yağıyordu insanların üzerine...

İnsanlar bir şemsiyesiz daha kalmışlık duygusu içinde, bu hüznü derinden yaşıyordu!

Birbirlerine daha bir sokuldular, ellerini-omuzlarını-ruhlarını daha bir birleştirdiler...

 
Kadın Kadının Dostudur PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Salı, 09 Mart 2010 01:04

İşte, dedim, bu! Filiz Onur,Bursa Hâkimiyet gazetesindeki Kadın Kadının Dostudur yazısında, Kadın kadının kurdudur deyişini tersine çeviriyordu. Yaptığı saptama doğrudur: Kadının en büyük dostu, yine kadındır, kadınlardır, kadınlar olmalıdır!

***

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde, iktidar başının Türkiyeyi (ve aslında çağdışı ideolojisi gereği bütün kadınları) tam teslim almak için giriştiği anayasal hukuk darbesini yazacak değiliz! Ama şu mübarek8 Mart günü, iktidarı ve başını sorgulayabiliriz: 8 yıldır iktidardasınız! Kadınlar için ne yaptınız! Başlarını daha iyi kapatmaları ve ev kadını olarak kalmaları için sarf ettiğiniz çabaların dışında!

Kadının statüsü bakımından Türkiye güzel ve verimlibir ülke! Kadını çalışmayan bir ülkenin ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel durumunu görmek isteyen biri,Türkiyeye bakabilir! Burası iyi bir laboratuvardır!

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün Kadının Durumu raporu yayımlanmış. İktidar ve büyük demokratpozundaki yandaş papağanları utanmıyor mu şu rezil durumdan: Ülkemizde kadınların sadece yüzde 26.1i çalışma hayatına katılıyor. 128 ülke arasında 123. sıradayız!

Ya şu rakamlardan: Dünya Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği endekslerine göre, Türkiye 134 ülke arasında sondan 6. sırada! Diğerleri: Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Çad, Pakistan, Yemen!

Peki 8 yıllık döneminde okuma yazma bilmeyen kadın sayısının artmış olması da mı yüz kızartmıyor: Yıl 2010, toplam 36 milyon kadından yüzde 10u (3.7 milyon) okuma yazma biliyor. 6.9 milyonu ise sadece okuma yazma biliyor, yani diplomasız okuryazar! (İSMMMO: Kadınım, İşsizim, Mutsuzumraporu)

Türkiyede işsizlik oranı açıklandı ve kıyamet koptu ya! Türkiye İstatistik Kurumuna göre, işsiz sayısı 233 bin artarak, 3 milyon 270 bin kişiye (yüzde 13.1) ulaşmış (2009 son çeyreği). Şüphesiz ki bunlar resmi rakam Ayrıca, bir ülkenin gerçek işsizlik rakamını öğrenmek isterseniz, işgücüne katılmayan kadın oranını da buna eklemelisiniz.

Yani, ABde kadınların işgücüne katılma ortalaması yüzde 60 (Danimarka ve İsveçte yüzde 75!). Bizde yüzde 26.1. Aradaki fark yüzde 33.9! Eh artık, bu yüzdenin bizdeki rakamsal karşılığı ne ediyorsa, bunu işsizler sayısına katmalıyız! Bu yüzde 33.9luk rakam, AB ile Türkiye arasındaki ekonomik gelişmişlik uçurumunun önemli bir kısmını açıklıyor! Kadının diğer bütün alanlarda statüsü geri! (Akademik dünyamız dışında!)

***

TÜYAPın Bursa Kitap Fuarında, Bursa ve çevresinden okurlarla buluştuk; Ataol Behramoğlu ve Haluk Çetinin şiir dinletisinde büyük bir keyifle yeniden bulunurken, baktım, dolu salonun çoğunu kadınlar oluşturuyor. 15 kadarı da türbanlı! Ataolun uzuuuun imza kuyruğunda da (şiire döneceğim artık!), çoğunluk kadınlar ve kızlardı, türbanlılar dahil!

Bursa Hâkimiyet yazarı Filiz Onurun yazısını okurken, o sırada elimin altındaki Kalenderiye (Gürsel Korat) kitabında betimlenen, yönetici Osmanlı erkeklerinin kadınlarını anımsadım. Kadınlar arasında kıskançlık, çekememezlik tepe noktalarda!

Nedeni açık: Kadınlara biçilen yaşam alanı daracık! Başka çıkış yolları yok, o dar alanda oynuyorlar! Dolayısıyla, birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar!

Ama bugün öyle mi? Bütün alanlar kadınların! Ufukları bence sonsuz! Ancak sosyal alanda birbirleriyle uğraşmak, kadınların aşması gereken önemli sorunlardan biri. Kadınlar dayanışarak, birbirlerinin elinden tutarak zorlukları aşabilir.

Şu, tepeden devlet bakanlığı koltuğuna oturtulmuş bakan hanımı düşündüm, Eşcinsellik hastalıktır, tedavi edilmesi gerek diyen... Durmadan cinselliğe takan, Türk aile yapısı diye, kafasındaki gericiliğin uyduruktan şablonlarını topluma kakalamaya çalışan ve bu yolda da çaba sarf eden... Onu kadınlara havale ediyorum!

Ve, Türkan Saylanı sevgiyle anıyorum...

Saylana bakış, demokrasiye, saydamlığa, kadın kurtuluşuna, erkek egemenliğin zincirlerini kırmaya, uygarlaşmaya, çağdaşlaşmaya, hukuka ve hukukun üstünlüğüne, yani ne kadar gelecek varsa, bütününe karşı, bir sağlam duruştur, bakıştır!

Mihenk taşı gibi bir ayraç! Gerisinin yeri bence uygarlık çöplüğüdür!!

Kadınlar Günü kutlu olsun!

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Tuncay Mollaveisoğlu Kitapları

GüveGÜVE

Bu kitaptaki olaylar ve adı geçen kişiler gerçektir. Yolsuzluklar, devletin gizli arşivlerindeki raporlara dayanılarak yazılmıştır.

Tuncay Mollaveisoğlu, zoru kolay kılan ender araştırmacılardan biri. Eline aldığı konuyu herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir şekle sokmakta çok mahir bir kalem.

Devamını oku...

Boz - Yap OyunuBOZ - YAP OYUNU

'Boz - Yap Oyunu' uluslararası ve hükümetler üstü güçlerin Türkiye ve dünya üzerindeki 'kumpanya'sını anlatıyor. Yazar kimi zaman parçaları okuyucunun bütünlemesine bırakıyor, kimi zaman kendisi birleştiriyor.

Devamını oku...

Görünmez HoldingGÖRÜNMEZ HOLDİNG

"Bu kitap mutlaka okunmalı. Ülkemizi yoksullaştıran yolsuzlukları herkesin anlayabileceği yalınlıkta kaleme alan Tuncay Mollaveisoğlu yine çok önemli bir çalışmaya imza attı.

Devamını oku...

Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda

Adına “Ilımlı İslam” denilen ABD güdümündeki İslamcı bir devlet modeli Türkiye'ye ısrarla giydirilmeye çalışılıyor.

Devamını oku...
 

Google Arama

WebBağımsızGündem'de ara

Unutturulmaya Çalışılan Gündem

akp_mini

BOP çerçevesinde, ABD ve İsrail kışkırtmalı "Yeni Osmanlıcılık" görüntüsü altında "Ortadoğu Birleşik Devletleri"nin (Büyük İsrail) kurulmakta olduğu

akp_mini

4C Yasası ile emekçinin köleleştirilmek istenmesi

akp_miniPKK Açılımı

akp_miniErmeni Açılımı

akp_miniTeğet değil, delip de geçmek bilmeyen ekonomik kriz

akp_miniABD'nin İran ve Afganistan için TSK'dan muharip asker istemesi

akp_miniHer geçen gün işsizler ordusuna yeni katılan emekçi ve esnaf

akp_miniOluşturulmaya çalışılan çoğunluk diktası

akp_miniDevlet kadroları içinde cemaat yapılanmasının müthiş boyutu

akp_miniCemaat - CFR/CIA  bağlantıları

akp_miniMuhalif aydınların içeride olması

akp_miniYolsuzlukların örtülemeyecek boyutlarda olması

akp_miniÜretim araçlarının, finans kuruluşlarının yabancılaştırılması

akp_miniOkul bina ve arazilerinin bile "babalar gibi" satılmak istenmesi

akp_miniGemicikler, villacıklar, şirketcikler

İşte farklı gündemler ile halkın gözünden kaçırılan durum bu.

Üye Girişi


Reklam
Bağımsız Dergi'nin yeni sayısını aldınız mı? Bağımsız Dergi ile iletişim kurmak için tıklayınız

Kimler Bağlı?

Şu anda 103 konuk çevrimiçi

Türkiye NATO'dan Çıkmalı mı?

Türkiye Nato'dan çıkmalı mı?

Basından Haber Özetleri