|
Olmaz ya, diyelim ki Türkiye başkanlık sistemine geçti, Tayyip Bey’in istediği koşullarda... Tayyip Bey de ilk başkan oldu. Bu “mutlu doğum” gibi olayın nasıl seyredeceğini merak edenler, 20 Nisan tarihli Milliyet’in ilk sayfasındaki büyük fotoğrafa baksın:
“Tebrik Kuyruğu, Başkanlık sistemine geçebiliriz sözlerine destek. Abdülkadir Aksu ‘Başbakanımızın başkanlığı çok güzel olur’ dedi. Çicek: Olumlu bakıyorum. Diğer partililer: Erdoğan başkan olmalı! AKP’deki bu coşku Meclis’teki görüntülere de yansıdı Sabah TBBM’ye gelen Erdoğan’ı, çok sayıda bakan ve milletvekili merdivenlerde sıra olmuş halde karşıladı. Başbakan hepsinin tek tek elini sıktı.”
Birden Sicilya, İtalya, babalar, başkanlar falan canlandı gözümün önünde. Tabii ki filmlerden. Yoksa Sicilya kültürü, bizim Nilgün Cerrahoğlu’nun uzmanlık alanı! Kimbilir belki fotoğraf yanıltıyordur, ilgisi yoktur, diyerek, gözlüğümü çıkartıp (o zaman mikroskopik görebiliyorumg) daha yakından inceledim fotoğrafı; yoo hayır, başkana hediye mediye veren yoktu! Bendeki, algılama bozukluğu, olayları birbirine karıştırma, şüphesiz ki.
Kötü bir rüya gördüm sandım.
Ama Erdoğan’ın başkanlık sistemi, insana kötü rüyalar gördürüyor! Nedeni ben değilim!
Meclis’in dışında oluşan bu tebrik kuyruğu, başkanlığın gerçekleşmesi halinde acaba Ankara’nın dışında nereye kadar uzanır dersiniz!
Başkanlık, ülkemizde sadece, boyun eğme, irade ve ruh teslimiyeti kültürünü, şüphesiz ki, en öncelikli olarak siyasette geliştirecektir!
Başbakan ve adamları başkanlık sistemine itirazları olduğunu ancak ikna edilmeye de açık olduğunu yazan H. Cemal’i yoğuruyorlardır, umarım! Aman bunu ihmal etmesinler!
***
Artık bildiğimiz bir konu kesinleşti: Yargıdaki anayasa değişikliği, tamamen Erdoğan’ın istekleri doğrultusunda tasarlanmış. Orada hiç karşı fikir söyleyen olmamış mı?
Anlaşılan olmamış, bunun yerine fotoğraftan da anladığımız gibi hemen herkes gelecek için pozisyonunu almayı tercih etmiş!
Gözünü sevdiğim, demokrasi işte tam da bu be kardeşim!
Büyük patron, Çankaya’daki koltuğa 2012’de, Gül’den daha büyük yetkilerle oturmanın altyapısını oluşturuyor! Kendi Anayasa Mahkemesi’ni (Anayasa Mahkememm!!), kendi Hâkimler ve Yargıçlar Yüksek Kurulu’nu (Benimmm savcılarım, benim hâkimlerimmm) oluşturacak! Böylece Gül’den, daha üst düzeyde göreve başlayacak!
Değişikliğin yargı maddelerinin bir şekilde iptali için şimdi çok daha ciddi nedenler ortaya çıktı!
***
İstişare!
Düşünce alışverişi, bir ortak akıl oluşturmadır. Danışmak, yani! Hele olağanüstü kararlar ve zamanlarda, kaçınılmaz olarak başvurulması gereken yüzyılların olgusudur! Paylaşmak yani! Dar bir çevrede alınacak iki üç kişinin kararıyla, daha geniş bir çevrede oluşturulacak kararlar arasında dünya kadar fark vardır.
Okurlarımız gazetelerine sahip çıkıyor. Cumhuriyet’te bir siyasal çizgi değişikliği olabileceğine ilişkin okurlarda oluşan güvensizliği bertaraf etmeliyiz!
Ey okur, Cumhuriyet her zamankindan daha çok senin! Gazetemizin satışını hızla arttırmalıyız! Cumhuriyet çalışanları, okurların desteğini arkalarında hissettikleri sürece, daha iyi ürün verebilecek cinstendir!
Cumhuriyet’in kurulları var.
Sevgili okur, bu kurullar çalışır. Vakfı var, yayın kurulu var, icrası var, gazete çalışanları var... Bütün bunlar çalışır! Şüphesiz okuru var, hiç uyumadan çalışan!
Cumhuriyet kurumlaşacak, önemli kararlarını sahip olduğu kurulların katkılarıyla alacaktır. İlhan Selçuk aktif döneminin son davranışı olarak vakıf, yayın ve yönetim kurullarını birlikte toplantılar yapmaya alıştırmıştır. Geleceğimizin en büyük güvencesi budur...
Ben bundan şüphe duymuyorum!
Bence okur da duymasın!
Orhan Bursalı Cumhuriyet 22.04.2010
|