Facebook'ta paylaş
Necati DOĞRU
Deprem alttan vurunca üstten beyinleri açmalıydı! PDF Yazdır e-Posta
Necati Doğru tarafından yazıldı.   
Perşembe, 11 Mart 2010 03:41

Açmadı, açamadı. Deprem altan vurunca üstten insanın beynini açabilseydi; milattan önce (MÖ) 6000 yılında ilk kez Mezopotamya’da ev yapmak için kullanılmaya başlanan ve bugün için çok ilkel bir yapı malzemesi olan kerpiçten bölge halkının neden kurtulamadığı sorusunu sorardık. Önce şu mutlu edici iyimser sergilemeyi yapardık.

Şükürler olsun!

IMF, Türkiye ekonomisinin artık kendi ayakları üzerinde durabilecek bir güce ulaştığını kabul etti. “Stand-by” denilen düşmüşe ve krize batmışa destek verme, dayanak olma anlaşmasına ihtiyaç kalmadı.

Türkiye, yoksulluğunu yırttı.

Kendi siyasetçisini yetiştirdi.

Kendi iktisatçısını geliştirdi.

Kendi teşhisini koyuyor.

Kendi reçetesini kendi yazıyor.

Kendi yarasını kendi sarıyor.

Dış borcunu kendi buluyor.

Türkiye IMF’ye muhtaç değil.

***


Bu iyimserlik vidalayıcı, mutluluk verici, özgüven pompalayıcı “milat (dönüm noktası) sayılabilecek” gelişmenin kalıcı ve devamlı olmasını diledikten sonra şu soruyu sorardık: Türkiye IMF’ye muhtaç olmaktan çıkmasına rağmen Elazığ’ın Karakoçan ilçesi’nin Okçular Köyü, depremde yıkılıp ufalanan ve insanları-hayvanları öldüren kerpiç evden dayanıklı evlere geçip atlayabilecek gelir artışını niçin yapamadı?

Türkiye yoksulluğu aştı!

IMF’ye muhtaç değil.

Okçular Köyü ise aşamadı.

Deprem alttan vurdu.

Üstten beyinleri açamadı.

Açabilseydi; bugün Başbakan dahil herkesin sorması gereken soru; “Okçular yoksulluğu yırtamadı, neden?” olacaktı. Deniz Kavukçuoğlu’nun tarihin Anadolu’da Selçuklu dönemine kadar giden derin sayfalarından bulup yazdığına göre, Elazığ’ın Okçular Köyü’nün adı, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın okçularından Okçu Yusuf’tan gelmedir. Mevlânâ Celaleddin Rumî’nin babası Bahaeddin Veled’in müridi olan Okçu Yusuf, şeyhi Bahaeddin Veled ile oğlu Celaleddin Rumî’yi, Belh’ten yola çıkıp Konya’ya giderken bu köyde ağırlamıştır.

***


Adam olan adamı, Allah çarpmazsa bile tarih çarpar. Böyle zengin tarihi olan bir köyün halkını; 2010 yılında 6 büyüklükte bir depremle ölecekleri kerpiç evde oturmaya mahkûm eden yoksulluk düzeni neden değişmiyor?

Bölgenin yapısına bak:

Feodal toprak ağaları!

Tarikat-şeyhlik ağaları!

Şıhlık-aşiret ağaları!

Ve son 2 yılda bu üç ağalığa eklenmiş dördüncü ağalık olan bölücü terör ağaları (Bölgenin 4 ağalı tespitinin sahibi gazeteci Hayri Köklü’dür) ve onlara yaslanıp bölge halkının oylarının çoğunu alarak iktidar olanlar, 8 yılda “yoksulluğu yenecek ve kerpiç evden dayanıklı evlere geçecek bir özgün modeli” bulamadılar. Deprem Elazığ’ı vurunca yine “TOKİ (devlet kuruluşu) yaraları saracak” eski pansuman çözüm ile bayat söyleme sarıldılar. Adamı gelir sahibi yapacak modeli bul, kendi evini kendi yapsın, devlete muhtaç kalmasın.

AKP’nin 8 yılı doldu.

Bölge 8 yılda fakirleşti.

Devletin resmi kurumu olan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2004-2006 arasında Türkiye genelindeki yüksek büyümeden Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kentleri ile köyleri küçülerek yani fakirleşerek çıktı. Kişi başına gelir endeksi Elazığ kenti ile köylerinde 2001 yılında 67 iken 2006 yılında 58’e indi. Elazığ ve köyleri, AKP iktidarı döneminde yüzde 13,4 oranında fakirleşti.

Deprem alttan vurdu.

Üstte beyni açamadı.

Pansuman nutuklar atılıyor!

 
Günah keçisi kerpiç! PDF Yazdır e-Posta
Necati Doğru tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 10 Mart 2010 06:06

Bul bir günah keçisi! Keçiyi suçla, rahatla! Onların “günah keçisi portföyü” klişedir. Hep tekrarlarlar: Cumhuriyetle birlikte okulların yapılması,

Devamını oku...
 
Dilim... Dilim... PDF Yazdır e-Posta
Necati Doğru tarafından yazıldı.   
Salı, 09 Mart 2010 01:01

Konular da bazı günler portakal gibi dilim dilim sarmalanıp yumak oluyor. Dilimlere takılmak, dilime vidalanıp kalmak bütünü görememe tuzağını doğuruyor.

Tuzaktan korkarım.

İnsanı çok kötü yanıltır.

Okuru yanıltmaktan ölümden korkar gibi korkarım. Sözgelişi geçen hafta içinde çok ilginç bir haber yayınlandı. İstanbul Üniversitesi Rektörü Profesör. Dr. Yunus Söylet, değeri 260 bin euro olan (yaklaşık 500 bin TL, eski parayla 500 milyar lira) BMW marka lüks bir otomobile biniyormuş.

Binsin, helalühoş olsun.

Daha pahalısına binsin.

Fakat bu haber kümesinin diliminde; söz konusu lüks otomobilin “İstanbul Üniversitesi bütçesine konularak ve oradan yasal yollardan para ayrılarak” alınmadığı bilgisi de vardı.

Nasıl olur?

Kim kime 500 milyar verir?

Bu durumu Ankara’da muhalefet partisi CHP’in Manisa Milletvekili Şahin Mengü de soru önergesi haline getirip, “Pahalı otomobili İstanbul Üniversitesi Rektörü’ne kim aldı?” diye soran bir önerge verdi. Konu Meclis’e kadar geldi, dayandı.

Öğrenciler almıştır desem.

Doğru olmaz.

Profesörler almıştır desem.

Kimse inanmaz.

Üniversitede çocukları okuyan zengin kişiler, holding ve banka sahipleri almıştır desem.

Sunturlu yalan olur.

Sözcü Gazetesi’nin haberinde bu otomobili İstanbul Üniversitesi Rektörü’ne güzel güzel binsin diye armağan edenin “bir vakıf olduğu” yazıldı.

Adı ne?

Kim kurmuş bu vakfı?

Dünya vakıf tarihine girecek bir örnek. Dünyanın hiçbir ülkesinde bugüne kadar; “üniversite rektörüne çok pahalı lüks ithal otomobil alsın” diye bir vakıf kurulmamıştır. Vakıf kurmanın esası, toplumda garibi-gurebayı-yoksulu-ihtiyaç sahibini korumaya dayanır. İstanbul Üniversitesi’nin Rektörü’nün neresi garip, neresi gureba ki birileri, “rektörümüze lüks otomobil alalım” diye vakıf kursun?

Vakfın adını aradım.

Bulamadım.

Bu yazıyı yazdığım Pazar günü üniversite kapalı olduğu için Sayın Rektör Profesör Yunus Söylet’e de ulaşamadım. Yunus Söylet, bu ismi gizlenen vakıf tarafından hediye edilen pahalı otomobili “makam aracı olarak kullanmadığını” kendisinin bir önceki rektörün makam aracı olarak kullandığı eski otomobile bindiğini söylüyor. Bu pahalı otomobile yurtdışından gelen konuklar ve yurtiçinde de resmi protokole mensup (VIP kişiler) biniyormuş!

Görüyorsunuz değil mi?

Haber; dilim dilim!

Bütün dilimler var.

Sadece hediye edici vakfın adı yok. Bu pahalı otomobil hediye edici Vakıf, devletin (yani milletin) hazinesinden para, arazisinden şehir arsası; gayrımenkulünden şehir binası tahsisi mi aldı ki, ismi gizleniyor? Sayın Rektör Yunus Söylet, benim gibi şüpheci, her iyliğin altında buzağı arayan tipleri fazla söyletmeden vakfın adını ve İstanbul Ünversitesi’nin böyle pahalı bir otomobili “hediye olarak niçin kabul ettiğini” bir açıklasa, eksik dilim de yerini almış olur.

Haberler dilim dilim!

Birlikte okuyalım benim gülüm!

*****


Okura mektup!

Merhaba,
Yoğun ve samimi desteğiniz, uyarılarınız, eleştirileriniz ve bazı konulara dikkatimi çektiğiniz için teşekkür ederim. Benim düşüncem şu; ileri demokrasiye geçmiş, bunu sindirmiş ülkelerde sözgelişi ABD’de, İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da, Hollanda ile Finlandiya’da ordu nerede duruyorsa Türkiye’de de ordu orada durmalıdır. Bizim ordumuzun da siviller üzerinde bir vesayeti kesinlikle olmamalıdır.

Ordu darbe yapmamalıdır.

Darbe yapmaya kalkanlar ve ortamını hazırlayanlar ceza görmelidir. Bizim ülkemizde de seçimle iktidara gelenler yine seçimle gitmelidir. Ancak emekli generalleri, emekli ve muvazzaf subayları darbeci diye yargılarken, hukukla propagandayı birbirine karıştırmamak gerekir. İzlediğimde görüyorum ki, darbeci ayıklama sürecinde çalışan hukuk değil, propaganda ve bu propagandanın hedefi de ordunun burnunu sürtmek.

Niçin sürtmek istiyorlar?

Ve kim sürtmek istiyor?

Üzerinde düşünün.

Sevgiler. Selamlar.

Necati Doğru

 
President Obama, sizi ‘arap sabunu’ yapacaklar! PDF Yazdır e-Posta
Necati Doğru tarafından yazıldı.   
Pazar, 07 Mart 2010 08:08

Mister President, lütfen yanlış anlamayın, bizim dilimizde “arap sabunu olmak” iğneleyen, küçümseyen, ötekileştiren bir deyim değildir.

Devamını oku...
 
Farelere de sivil komuta! PDF Yazdır e-Posta
Necati Doğru tarafından yazıldı.   
Cuma, 05 Mart 2010 05:28

Gülmece yüklü bir konu olduğu için yazının başlığını “farelere, solucanlara, sirke sinekleri ile çiyan yavrularına da sivil vesayet geliyor” diye koymak istedim.

Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Tuncay Mollaveisoğlu Kitapları

GüveGÜVE

Bu kitaptaki olaylar ve adı geçen kişiler gerçektir. Yolsuzluklar, devletin gizli arşivlerindeki raporlara dayanılarak yazılmıştır.

Tuncay Mollaveisoğlu, zoru kolay kılan ender araştırmacılardan biri. Eline aldığı konuyu herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir şekle sokmakta çok mahir bir kalem.

Devamını oku...

Boz - Yap OyunuBOZ - YAP OYUNU

'Boz - Yap Oyunu' uluslararası ve hükümetler üstü güçlerin Türkiye ve dünya üzerindeki 'kumpanya'sını anlatıyor. Yazar kimi zaman parçaları okuyucunun bütünlemesine bırakıyor, kimi zaman kendisi birleştiriyor.

Devamını oku...

Görünmez HoldingGÖRÜNMEZ HOLDİNG

"Bu kitap mutlaka okunmalı. Ülkemizi yoksullaştıran yolsuzlukları herkesin anlayabileceği yalınlıkta kaleme alan Tuncay Mollaveisoğlu yine çok önemli bir çalışmaya imza attı.

Devamını oku...

Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda

Adına “Ilımlı İslam” denilen ABD güdümündeki İslamcı bir devlet modeli Türkiye'ye ısrarla giydirilmeye çalışılıyor.

Devamını oku...
 

Google Arama

WebBağımsızGündem'de ara

Unutturulmaya Çalışılan Gündem

akp_mini

BOP çerçevesinde, ABD ve İsrail kışkırtmalı "Yeni Osmanlıcılık" görüntüsü altında "Ortadoğu Birleşik Devletleri"nin (Büyük İsrail) kurulmakta olduğu

akp_mini

4C Yasası ile emekçinin köleleştirilmek istenmesi

akp_miniPKK Açılımı

akp_miniErmeni Açılımı

akp_miniTeğet değil, delip de geçmek bilmeyen ekonomik kriz

akp_miniABD'nin İran ve Afganistan için TSK'dan muharip asker istemesi

akp_miniHer geçen gün işsizler ordusuna yeni katılan emekçi ve esnaf

akp_miniOluşturulmaya çalışılan çoğunluk diktası

akp_miniDevlet kadroları içinde cemaat yapılanmasının müthiş boyutu

akp_miniCemaat - CFR/CIA  bağlantıları

akp_miniMuhalif aydınların içeride olması

akp_miniYolsuzlukların örtülemeyecek boyutlarda olması

akp_miniÜretim araçlarının, finans kuruluşlarının yabancılaştırılması

akp_miniOkul bina ve arazilerinin bile "babalar gibi" satılmak istenmesi

akp_miniGemicikler, villacıklar, şirketcikler

İşte farklı gündemler ile halkın gözünden kaçırılan durum bu.

Üye Girişi


Reklam
Bağımsız Dergi'nin yeni sayısını aldınız mı? Bağımsız Dergi ile iletişim kurmak için tıklayınız

Türkiye NATO'dan Çıkmalı mı?

Türkiye Nato'dan çıkmalı mı?

Basından Haber Özetleri