Krizi ve Kaosu Kim Yarattı PDF Yazdır e-Posta

mustafa_balbay22 Şubat Pazartesi günü başlayan çok yıldızlı operasyonun ardından yaşanan gelişmeler yeni bir milat niteliği taşıyor.

Gerçi son bir yıldır milattan geçilmiyor ama operasyonların Ankara’ya yansıması, kurumlar arası gerilimlerin “geri dönülemez” noktayı aştığını söylemek abartma olmaz.

Saatlerce süren son dakika” haberlerine Silivri’den bakınca ister istemez sürmekte olan davanın iddianamesindeki suçlamalarla karşılaştırma yapma gereği de duyuyoruz.

İddianamede bizlere, bana, Tuncay’a yönelik suçlamaların başında şu geliyor:

Kaos ortamı oluşturmak!

İddianamenin kurgusuna göre kaos ortamı derinleşecek ve devamında darbe ortamı oluşmuş olacak.

Biz kaos ortamını nasıl oluşturduk?

Yaptığımız haberler ve yorumlarla.

Bunu ne zaman yapmışız?

2003 - 2004 yılında...

Ne tür haberler yapmışız?

Kurumlar arası gerilime ve rahatsızlıklara parmak basmışız.

***

2010 yılının tümü, özellikle 22 Şubat sonrası Ankara’da olanlar için hangi sözcüğü kullanabiliriz?

Kamuoyu önünde yaşanan gerilimlerin yanı sıra gazetelerin manşetlerine yansıyan kulis bilgilerine dayalı haberler iddianamedeki “kaos ortamı hazırlama” iddialarına beş basar.

İkisini paylaşalım:

- Bütün orgenerallerin katıldığı toplantıda komuta kademesinin istifasının da konuşulduğu öne sürülüyor.

- Son operasyonların AKP’ye yönelik olası kapatma davasının önünü kesmek için yapıldığı konuşuluyor.

Yeniden altını çizelim; bu iddialar gazetelerde, televizyonlarda enine boyuna konuşulan, yazılıp çizilen tartışma konuları.

Soralım:

AKP’nin 8 yıllık iktidarı boyunca son dönemde yaşananlardan daha büyük “devlet krizi” oldu mu?

Olmadı...

O zaman bu kriz ve kaos ortamını kim oluşturdu?

Onu da mı biz yaptık!

***

Kimi AKP’lilerin de televizyonlarda dillendirdiğini duyduğumuz şöyle bir “saptama” var:

Ergenekon olmasaydı son açılımlar yapılamazdı!

Bunun doğruluğu-yanlışlığı ayrı konu. Ancak açılımların hedefine ulaşıp ulaşmadığı tartışılır. Yaz ortasında açılımların art arda gündeme gelmesiyle birlikte burada şu değerlendirmeyi yapmıştık:

Açılımın sözlük anlamında, kıyıdan denize doğru açılmak ve giderek karadan uzaklaşmak da vardır. Sakın ola bu açılımlar, çözmek istediğimiz sorunları daha da büyütüp, içinden çıkılmaz hale getirmesin!

Türkiye’nin hem iç barışa hem de komşularla “sıfır soruna” büyük gereksinimi var. Buna biz de yürekten inanıyoruz. Ancak bunu hedeflerken gerçekçi olmak, ben yaptım oldu” dememek gerekiyor.

Bugün sormadan edemiyorum:

Hangi konuda yapılan açılım sonuç verdi ve sorun tümüyle çözüldü?

Gelinen noktada çözümden de öte sorunları daha karmaşık hale getirmedik mi?

Ergenekon davalarının ve soruşturmalarının gidişi de bunlardan farklı görünmüyor.

Açılımlar ülkeyi öyle bir hale getirdi ki...

Açıldıkça kıyıdan uzaklaşıyoruz...

Kendimizden uzaklaşıyoruz!

Mustafa Balbay
Cumhuriyet
17.03.2010

 

Yorum ekle

Makalelere eklediğim içeriklerden tamamen ben sorumluyum. Eklediğim yorumların kişilik haklarına zarar vermeyeceğini taahhüt ederim.

Güvenlik kodu
Yenile


 

Google Arama

WebBağımsızGündem'de ara

Üye Girişi



Kimler Bağlı?

Şu anda 119 konuk çevrimiçi

Türkiye NATO'dan Çıkmalı mı?

Türkiye Nato'dan çıkmalı mı?

Basından Haber Özetleri