Askeri Darbe Gerekebilir PDF Yazdır e-Posta
Orhan Bursalı tarafından yazıldı.   
Pazar, 21 Şubat 2010 05:45

orhan_bursaliİktidarın borazanı kanalda Siyah Gözlüklü Kadın ve yandaş görüş sahiplerinin hedefinde yargı, Erzincan Savcısı Cihaner, HSYK var.

Siyah gözlüklü, AKPnin siparişi üzerine o mahut anayasa taslağının hazırlayıcılarından. Bir özel görevli. Ama ekrandaki yüzünün belirgin özelliği, siyah gözlükleri. Batu soruyor: Kör mü o kadın? Evet mi desem, yoksa hayır mı?!

Siyah Gözlüklü Kadın, demokrasinin Avrupada nasıl büyük zorluklarla yerleştirildiğini anlatıyor! Ne Rönesanslar, ne Aydınlanma dönemleri, ne burjuva devrimleri eksikti söylevinde! Büyük zorluklarla, büyük mücadelelerle kurulmuş demokrasi Avrupada.

Kanla, ateşle, barutla kuruldu demokrasi; bunları dedi mi anımsamıyorum. Ama demediyse eksik bıraktığı için ekliyorum...

Demokrasiyi kim istedi, burjuvalar. Kentsoylu ve kapitalistler. Kara Gözlüklü Kadının sözünü ettiği demokrasi savaşı kime karşı verildi? Kiliseye! Feodal ağalara, kralların mutlak yönetimlerine, toprak beylerine karşı!

***

Gün oldu devran döndü, Türkiye adında bir ülkede, dinci gelenek-görenek ve ideoloji, uzuuun pelerinli, yerlere kadar sakallı tarikatlar, cemaatler; feodal Kürt-Türk ağalar, ithalatçı aracı -tefeci tufeyli tüccar... Yani özetle Avrupa demokrasisinin ne kadar mezara gömdüğü tarihsel figür varsa, hepsi günümüzde canlanmış, demokrasi savaşını yürütüyor oldu.

Başlarında en büyük büyük demokrat... O demokrasi savaşının en büyük mücahidi! Bu savaşı ve iktidar yürüyüşünü Referansımız İslamiyet. Bizi hiçbir zaman sindiremezler Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler ise kışlalarımızdır. Okunan ezanı kimse susturamayacak konuşmasıyla başlatmıştı!

İktidara gelince de demokrasi ve özgürlük savaşını, kızları kadınları türbanlamak için sürdürdü.

Köktendinci ne kadar insan, tarikat, cemaat varsa, devleti ve tüm olanaklarını bunlar arasında parsellemek, verdiği büyük demokrasi savaşının gereğiydi.

Bu savaşın genişlemesine, derinlemesine anlamı, gerçek demokrasiden kalma ne kadar (tarihsel) kılıç artığı varsa, hepsini mallandırma-mülklendirmedir.

O, en büyük demokrasi savaşını medyayı iktidar tapınakları haline getirmek için veriyor.

Her -köktenci- ideoloji sahibinin yaptığı gibi, bu iktidar da kendi hukukunu yaratmak/kurmak için bir demokrasi savaşı sürdürüyor. Önceki hukuku ve temsilcilerini yıkmak zorundadır. İki başlı hukuk olmaz! Tek bir hukuk, iktidarın hukuku, iktidarın hukuk temsilcileri, iktidarın hukukunu koruyup kollayacak ve geliştirecek, iktidarın hukukuna uygun yasalar olmak zorundadır!

Güçler ayrılığı olmaz, tek bir iktidar gücü olabilir! Bütün güçler, iktidarın emrinde olmalıdır! Güçler ayrılığı gibi zevzeklikler, milletin yüce ve kutsal iradesine karşı gelmektir!

Buna karşı durmak ise demokrasi düşmanlığıdır!

***

Siyah Gözlüklü Kadın, biliyor ki, bir -köktenci- iktidarın kendi hukukunu kurması zordur ve kanlı savaşlar gerektirebilir. Ayrıca dertleniyor ve diyor ki: Meclis yargı reformunu yapacak, CHP bunu Anayasa Mahkemesine götürecek. Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal edecek ve yine kısırdöngünün içinde kalınacak. Öyleyse bu iş nasıl olacak?

Siyah Gözlüklü Kadın, bir çıkış yolu arıyor... Biliyor ama söyleyemiyor. Ben tercüman olayım efendim:

AKPye bir askeri darbe gerekir! Sayın Siyah Gözlüklü Kadın, demokrasi savaşı, gerekirse kanlı darbelerle ilerler! Demokrasiler tarihte gerektiğinde kanla kuruldu, değil mi!?

Demokrasi için, polisin askeri silahlarla donatılması aşamasına geldik. Şimdi orduyu parçalayıp, içinden çıkartılacak bir demokrasi savaş birliği ile, bir gecede, hem geri kalan krallık ordusu temizlenir, hem de feodal ağaların son temsilcisi yüksek yargı...

CIA+Cemaat + İktidar üçgeni bir yol ayrımına geliyor: Cemaatin demokrasisi kanlı mı kurulacak kansız mı! Kansız kavgaları çıkmaza girer ve sonuç vermezse, bu işi bitirmek için bir askeri darbeye ihtiyaçları olacaktır.

Derin yarılmanın anlamını ve gidebileceği yeri merak edenlere...

Not: “Son KarakolF.Gülenin, 01.10.1980 tarihli, yani 12 Eylül 1980 askeri darbesi üzerine yazdığı bir yazının adı. (http://tr.fgulen.com/content/view/10747/3/) Orada diyor ki: Ve işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tulûu saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekâsına alâmet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, hızır gibi imdadımıza yetişen mehmetçiğe, istihâlelerin son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz Karakol, sükûnetin, huzurun ve emniyetin remzidir. Ondaki düzen, huzur ve orada gözlerin uyanık oluşu, umumî emniyet ve muvâzenenin en büyük teminâtıdır. Ondaki kargaşa ve bunalımlar ise, arkasındaki topluluklar için en büyük felâkettir.” Yorumda özgürsünüz

Orhan Bursalı

Cumhuriyet 21.02.2010

Son Güncelleme: Pazar, 21 Şubat 2010 06:22
 

Yorum ekle

Makalelere eklediğim içeriklerden tamamen ben sorumluyum. Eklediğim yorumların kişilik haklarına zarar vermeyeceğini taahhüt ederim.

Güvenlik kodu
Yenile


 

Google Arama

WebBağımsızGündem'de ara

Üye Girişi



Kimler Bağlı?

Şu anda 75 konuk çevrimiçi

Türkiye NATO'dan Çıkmalı mı?

Türkiye Nato'dan çıkmalı mı?

Basından Haber Özetleri