Facebook'ta paylaş
Ali SİRMEN
GS, FB ve BJK’nin Kıymetlerini Bilelim PDF Yazdır e-Posta
Ali SİRMEN tarafından yazıldı.   
Salı, 09 Mart 2010 08:25

Neyse ki naklen yayın vardı, her şey herkesin gözü önünde oldu da kimsenin olayı saptıracak hali kalmadı. Olay derken, cumartesi günkü iptal edilen Diyarbakır-Bursaspor karşılaşmasından söz ettiğimi belirtmeye gerek yok sanırım.

Devamını oku...
 
Bu İktidar Ermenistan Sınır Kapısını Açar PDF Yazdır e-Posta
Ali SİRMEN tarafından yazıldı.   
Pazar, 07 Mart 2010 03:29

Bu işte en çok dikkatimi çeken ve canımı sıkan da, Ermenistanın bizi ve oyunun kurallarını çok iyi bilmesi.

Bu işten kastımın, Ermeni soykırım tasarısının ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komisyonunda bir oy farkla kabulü olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?

Ezelden beri başvurduğumuz klasik mazeret ve tesellileri artık bırakalım bir yana.

- Komisyon Başkanı Howard Bermann taraf tuttu, yoksa! falan gibi nafile yakınmalara başvurmayalım.

Kanımca, bundan sonra ne olacağı da önemli değil. Şimdi konu Temsilciler Meclisi Genel Kurulunda görüşülür mü, görüşülmez mi, görüşülürse kabul edilir mi gibi soruların aslında önemi yok.

Varsayalım ki görüşülmedi, varsayalım ki görüşüldü de kabul edilmedi.

Eee peki gelecek yıl ne olacak?

Daha kaç yıl, bu böyle devam edecek?

Genç zarif meslektaşım Ece Üner, hazırlayıp Haber Türkte perşembe akşamları 20.00’de sunduğu haber analiz programı Olduğu Gibide önceki gün şöyle diyordu:

- Her yıl baharın geldiğini Ermeni tasarısının ABD Kongre gündemine girmesinden anlıyoruz.

Bu zeki ve zarif benzetme aynı zamanda gerçeği çok çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

***

İktidarın Ermeni tasarısının komisyonda kabulü karşısında gösterdiği tepkinin çok sert olacağı, Türk kamuoyuna duyuruldu.

Bu cümleden olmak üzere, Washington Büyükelçimiz Namık Tan durumu görüşmek üzere Ankaraya çağrıldı, kimi silah siparişlerinde de, bazı Amerikan firmalarının saf dışı edilecekleri, daha önce bu şirketlere duyurulmuştu.

Bunlar olurken, Ermenistan tarafı ile diyaspora, ABDye şöyle güvence veriyorlardı:

- Merak etmeyin bu Türkler böyledir, bağırır çağırır, ama aslında bir şey yapamazlar. Bütün bu jestler aslında iç kamuoyuna yönelik.

İşte beni en çok üzen, illet eden de bu sözlerin hiç de yanlış olmaması.

Erivan da diyaspora da, olayın bu yönünü çok iyi biliyorlar ve hesaplarını bunun üstüne oturtuyorlar.

Yine her ikisinin de iyi bildiği bir başka gerçek de, genelde büyük güçlerin, özelde ABDnin baskı uygularken, onu en kırılganın üzerinde yoğunlaştırdığıdır. 12 Mart döneminde haşhaş ekimi yasağı sırasında da, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı gelişmelerinde de, bu kuralın uygulamalarına tanık olduk. İlk olayda, baskı ona daha fazla boyun eğen Türkiyeye yöneldi, ikincisinde ise, Türkiyenin direncini gören ABD, önleyemediği operasyonu öğrenir öğrenmez, baskısını Atinaya yöneltti.

***

Bu gerçeklerin ışığında hareket eden Ermenistan, Türkiyeden isteklerini almakla yetinmedi, imzalanan protokollerin yürürlüğe girmesinin önündeki engellerin aşılmasında, ödünü kendi vermeyip Ankaranın sırtına yüklemek için, uzlaşmaz sert bir tavır sergilemeye de özen gösterdi.

Protokollerin imzalanması sırasında, Ermenistan Dışişleri Bakanının işi yokuşa sürer görüntüsü, ardından Cumhurbaşkanı Sarkisyanın tutumu, Anayasa Mahkemesinin kararı hep Ermenistanın ne pahasına olursa olsun baskıya direnecek sert taraf olduğunu gösterip, ABDye Sen baskını Erdoğan iktidarına yönelt!mesajını iletmeye yönelikti.

Ankaranın muhalefetin ve yandaş olmayan medyanın tüm uyarılarına karşın protokolleri, hiçbir karşılık almadan imzalaması ise, yes manin kim olduğunu çok iyi gösteriyordu.

Bekleyin şimdi, Washington şokunun üzerinden biraz süre geçsin, göreceksiniz, artık Şu protokolleri Meclisten geçirip kapıları açın!yolundaki baskılar nasıl hafiften başlayıp artarak sürecek...

Yine göreceksiniz ki, bu AKP iktidarı, her şeye karşın sınır kapısını da açacaktır.

Üzücü ama ne yazık ki, öyle!

Sevgili Okurlar,

Bu satırları yazarken, Sevgili Macide Tanır telefon etti ve Deniz Somu da aradığını belirttikten sonra şunları ekledi:

- Niye şaşıyorsunuz? Ülkemizin okumuşları da, soykırımı Amerikadan önce kabul edip Ermenilerden özür dilememişler miydi?

 
CHP Bu Sorunu Kendi İçinde Tartışıp Çözmeli PDF Yazdır e-Posta
Ali SİRMEN tarafından yazıldı.   
Cuma, 05 Mart 2010 02:57

Bugün, korkunç işsizliği mi, yoksula yıllık yüzde 20lerin üstünde yansıyacak olan yıllık enflasyonu mu, yoksa yargı reformu ile referandumu mu tartışalım derken, Mersin CHPli kadın üyelerinin hilafetin kaldırılmasının 86. yılı dolayısıyla yaptıkları gösterilerin haberi çarptı gözüme.

CHPli kadınlar, bu yıldönümü dolayısıyla alanda çarşaf yakmışlar. CHP Kadın Kolları Başkanı Havva Ongunsel bu gösteri sırasında konuşmada, şunları söylemiş:

- Ülkemiz üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. TCyi tehdit edenlere karşı birlik olmaya ve devrimlerimize sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam edeceğiz.

Saptama doğru, konuşma güzel.

Türkiyenin üstünde kara bulutlar dolaşıyor...

Vatandaş pahalılıktan, yoksulluktan bizar...

Vatandaş işsizlik karşısında umarsız...

Vatandaş terörden şekvacı...

Vatandaş tek adam diktasından korkuyor...

Eli kalem tutan herkes tehdit altında...

Dini siyasete alet edenler, duruma egemen olmuşlar, soygun ve talan düzenlerini sürdürüyorlar...

Bunlara karşı mücadele şart. Burada CHPye de, öncelikle görev düştüğü kesin.

***

Ama söyler misiniz bana, bu mücadelenin yolu, alanlarda çarşaf yakmak mı?

Söyler misiniz şu anda halkın bir numaralı sorunu çarşaf mı?

Çarşaf sorununu tartışırken, çarşaf ile başörtüsünün bilerek karıştırıldığını, geniş kitlelerin kafalarının bulandırıldığını yadsımak mümkün mü?

Kamu alanında dinsel simgeleri teşhir etmek sorununun, bazı yanlışlardan da yararlanarak, kimi çevrelerce insanların başörtüsüne karışıyorlar biçiminde sunulup, mağdur havası yaratıldığını bunca olaydan sonra görmemek mümkün mü?

Bütün bunlar karşısında, laiklikten yana olanların gerçekleri daha iyi anlatmak için bu mağduriyet söyleminin balonunu patlatmaları gerekmez mi?

Bütün bu gerçekler ortada, halkı yakan gündem apaçık önümüzdeyken, tesettür konusunu öne çıkarmak, din sömürücüleri yararına gündem saptırmak değil mi?

İyi niyetlerinden ve çalışkanlıklarından zerrece şüphe olmayan CHPli kadınlarımız 3 Mart 1924ün 86. yılını kutlarken ortaya attıkları çarşaf meselesinin partilerinin 4. Kongresinde 1935te Atatürkün huzurunda da gündeme geldiğini biliyorlar mı?

Partinin adının Cumhuriyet Halk Fırkasından, Cumhuriyet Halk Partisine çevrildiği, bu 4. Kongrede peçe ve çarşaf konusunda 16 Mayıs günkü oturumda kürsüye çıkan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kayanın sözlerine Soner Yalçın Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyoradlı yapıtının 71. sayfasında yer veriyor. Kitabı herkese tavsiye ederim.

Yalçının da belirttiğine göre, Şükrü Kaya bu konuda şunları söylemişti:

- Eğer bu mesele büyük ve önemli olsaydı, bu büyük inkılabı yapan, onu da programına koyar lazım gelen kararı alırdı.

***

Çarşaf ve başörtüsü konusu kimi çevreler tarafından alabildiğine sömürüldü, kamu alanında, dinsel simgeler teşhiri konusu ustaca saptırıldı ve sözde mağdurlaryaratıldı.

Geçenlerde bir programda, Türkiyenin gündemi ve sorunlarıyla ilgili olarak, bu konudan başka konuşacak bir şeyi olmayan bir hanım, bunu tartışmaya açmak istedi.

- Çankayaya türbanın sokulduğu bir ortamda, ben böyle bir konuyu tartışmam, bu konuda mağdur edebiyatına gerek yok. İktidar bunu kullanıyor. Sorun tartışma sonucunda varılacak bir toplumsal mutabakatla çözülebilir, diye yanıtladım, hanımı.

Gerçekten de yapılması gereken budur ve bu konuda CHPye görevler düşmektedir.

Türbanın Çankayaya sokulduğu bir ortamda, CHP başörtüsüyle uğraşıyor görüntüsü vermeden, sorunun çözümüne önayak olmalıdır. Bu tabii ki, tesettürlü hâkim ve yargıçlar dönemine yol açacak bir çözüm olmayacaktır.

CHP laikliği korumak ve savunmaktan vazgeçsin!demiyoruz. Böyle bir tavır onun kendisini inkârı demektir ve yok olmasına yol açar.

Ama CHP, laikliği korurken işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk gibi halkın her gün canına okuyan konuları da gündemdeki yerlerinden geriye atmayarak, başörtüsü sorununu aslında çözmeye hiç niyetli olmayıp, sömüren bir iktidarın maskesini de düşürmelidir.

asirmen@cumhuriyet.com.tr

Son Güncelleme: Cuma, 05 Mart 2010 03:35
 
Devletin Yerine Hizmet Verenler PDF Yazdır e-Posta
Ali SİRMEN tarafından yazıldı.   
Salı, 02 Mart 2010 05:16

Müjdat Gezenin böyle bir armağan beklentisi içinde olduğunu sanmıyorum, ama ellinci yıldönümü dolayısıyla, yazılan yazılardan ikisi çok ilgimi çekti.

Devamını oku...
 
Tutuklu Mektubu PDF Yazdır e-Posta
Ali SİRMEN tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 27 Şubat 2010 07:25

Silivri Cezaevinde bulunan tutuklu iki meslektaşımdan mektup aldım. Önemine binaen sizlerle paylaşmak gereğini duydum.

Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Tuncay Mollaveisoğlu Kitapları

GüveGÜVE

Bu kitaptaki olaylar ve adı geçen kişiler gerçektir. Yolsuzluklar, devletin gizli arşivlerindeki raporlara dayanılarak yazılmıştır.

Tuncay Mollaveisoğlu, zoru kolay kılan ender araştırmacılardan biri. Eline aldığı konuyu herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir şekle sokmakta çok mahir bir kalem.

Devamını oku...

Boz - Yap OyunuBOZ - YAP OYUNU

'Boz - Yap Oyunu' uluslararası ve hükümetler üstü güçlerin Türkiye ve dünya üzerindeki 'kumpanya'sını anlatıyor. Yazar kimi zaman parçaları okuyucunun bütünlemesine bırakıyor, kimi zaman kendisi birleştiriyor.

Devamını oku...

Görünmez HoldingGÖRÜNMEZ HOLDİNG

"Bu kitap mutlaka okunmalı. Ülkemizi yoksullaştıran yolsuzlukları herkesin anlayabileceği yalınlıkta kaleme alan Tuncay Mollaveisoğlu yine çok önemli bir çalışmaya imza attı.

Devamını oku...

Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda

Adına “Ilımlı İslam” denilen ABD güdümündeki İslamcı bir devlet modeli Türkiye'ye ısrarla giydirilmeye çalışılıyor.

Devamını oku...
 

Google Arama

WebBağımsızGündem'de ara

Unutturulmaya Çalışılan Gündem

akp_mini

BOP çerçevesinde, ABD ve İsrail kışkırtmalı "Yeni Osmanlıcılık" görüntüsü altında "Ortadoğu Birleşik Devletleri"nin (Büyük İsrail) kurulmakta olduğu

akp_mini

4C Yasası ile emekçinin köleleştirilmek istenmesi

akp_miniPKK Açılımı

akp_miniErmeni Açılımı

akp_miniTeğet değil, delip de geçmek bilmeyen ekonomik kriz

akp_miniABD'nin İran ve Afganistan için TSK'dan muharip asker istemesi

akp_miniHer geçen gün işsizler ordusuna yeni katılan emekçi ve esnaf

akp_miniOluşturulmaya çalışılan çoğunluk diktası

akp_miniDevlet kadroları içinde cemaat yapılanmasının müthiş boyutu

akp_miniCemaat - CFR/CIA  bağlantıları

akp_miniMuhalif aydınların içeride olması

akp_miniYolsuzlukların örtülemeyecek boyutlarda olması

akp_miniÜretim araçlarının, finans kuruluşlarının yabancılaştırılması

akp_miniOkul bina ve arazilerinin bile "babalar gibi" satılmak istenmesi

akp_miniGemicikler, villacıklar, şirketcikler

İşte farklı gündemler ile halkın gözünden kaçırılan durum bu.

Üye Girişi


Reklam
Bağımsız Dergi'nin yeni sayısını aldınız mı? Bağımsız Dergi ile iletişim kurmak için tıklayınız

Türkiye NATO'dan Çıkmalı mı?

Türkiye Nato'dan çıkmalı mı?

Basından Haber Özetleri