Facebook'ta paylaş
Ali SİRMEN
Ermenistan ile Sorun ve Garip Ermeni PDF Yazdır e-Posta
Ali SİRMEN tarafından yazıldı.   
Cuma, 19 Mart 2010 10:40

Ne zaman Ermeni soykırımı ve bu iddia karşısında çeşitli ülkelerin parlamentolarının tutumları ya da Ermenistan ile ilgili sorunlar gündeme gelse, soğuk terler dökerim. Hep korkarım, sonunda kabak ister vatandaş olsun, ister olmasın, garip Ermeninin başına patlayacak diye.

Söz konusu sorunların gündemden düşmemesi yüzünden, Türkiyede Ermeni olmak zor, hem de çok zordur.

Bu konular ikide bir ısıtılıp gündeme getirilmese de Türkiyede Ermeni olmak yine zordur.

Benim gibi Ermenilere karşı sözcüğün tam anlamıyla soykırım yapılmadığı görüşünde olanlar da geçmişte izleri kolay silinmeyecek büyük bir trajedi yaşandığını görüyorlar. Bu trajedinin yarattığı travmaları atlatmak, aradan geçen bunca zamana karşın hiç de kolay değil.

Bütün bu mülahazalardan doğan kaygılarım canlıyken Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın çeşitli ülkelerin parlamentolarına ve diyasporaya öfkesinin etkisiyle, ülkemizde kaçak olarak bulunan yüz bin Ermeninin sınır dışı edilebileceğini söylemesi, korktuğumun gerçekleştiğini, sonunda pusulanın Ermenistan, diyaspora, ABD, İsveç değil de Türkiyede ekmek peşindeki garip Ermeniye uzatılacağını gösterdi.

Tayyip Erdoğanın sözlerinin bir devlet adamına yakışmadığını söylemeye gerek yok.

***

Kaçak göçmen ve işçiler sorunu, her devlet için büyük sosyal ve etik bir yaradır. Olaya yaklaştığınız yöne göre, her biri de öbürü kadar geçerli zıt tezleri savunmak mümkündür.

Konunun genel açıdan tartışmasını bırakalım bir yana, Türkiyedeki kaçak Ermeni işçilerin durumuna bakalım.

Ermenistanın büyük bir ekonomik sıkıntı içinde olduğu, buradaki insanların çaresizlikten bizde ekmek aradıkları bir gerçektir.

Bu olguda bir sakınca görüyorsak, o zaman buna nasıl ve neden göz yumulduğu sorusu geliyor gündeme.

- O zaman işimize öyle geliyordu, görmeyiverdik şimdi ise gelmiyor, üstlerine gidiyoruz, diyemeyiz.

Bu tavır söz konusu insanları bir şantaj aracı olarak kullanmak anlamını taşır ki, devlet sıfatına sahip hiçbir devletin sorumlu kişisi böyle bir tavrı benimsemez.

Benimserse eğer, ona sorumlu değil, sorunlu kişi demek gerekir.

Türkiyenin kevgire döndüğünü, sınırlarından gelen geçenin ellerini kollarını sallayarak, gidip geldiklerini söyleyerek, buna bir son verilmesi gerektiğini ileri sürebilir ve çok geçerli gerekçelerle görüşünüzü güçlendirebilirsiniz.

O zaman da şu soru çıkar ortaya:

- Bunca milletten bunca insan varken, neden sadece Ermeniler sınır dışı ediliyor?

***

Eğer, yukarıda belirttiğimiz gibi, Ermenistan ile diyaspora ile ABD ile sorunlarımızı bu garip insanların sırtına yüklüyorsak, yazıktır, günahtır, ayıptır.

Aslında, Türkiyeyi yönetenler, sorunun gerçek tarafları olan Ermenistan ve ABDye bir şey söylememekte, garip insanların sırtından sahte kahramanlık yapmaya kalkmaktadırlar.

Sen hem Ermenistan ile sınır kapılarını açacak protokolleri bir hiç karşılığında imzala, hem de sonra garip Ermenileri sınır dışı et. Olacak şey mi!

Ermenistanın bu protokolleri imzalarken hangi görüşten hareket ettiğini birçok kişi, özellikle Emekli Büyükelçi ve CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ, defalarca açıkladı. İktidar mensupları bunu anlamamakta direndiler. Ermenistan Anayasa Mahkemesi, gerçeği anlamayan kafaların içine çekiçle sokacak bir karar verdi. Buna karşılık Erivana Peki, kardeşim biz bu koşullar altında bu protokolleri Meclisimizden geçirmeyiz, Azerbaycan ile sorunlarını çözsen de geçirmeyiz, çünkü sen bizimle sorunlusun artıkdemek zorundaydık.

Washingtona dönerek şunu söylemeliydik:

- Kusuru bakmayın bize karşı böyle düşmanca davrananlara verecek bir şeyimiz olamaz.

Ama bütün bunları yapmayıp Erivan karşısında çaresiz, Washington karşısında el pençe divan kalıp garip yoksul Ermeniye Seni kulağından tuttuğum gibi atarımdemek olmaz, ayıptır.

Ayıptır ve de günahtır.

 
Aytaç Durak Olayı Tipik Bir Göstergedir PDF Yazdır e-Posta
Ali SİRMEN tarafından yazıldı.   
Perşembe, 18 Mart 2010 14:08

Adana Belediye Başkanı Aytaç Durak ile ilgili olarak gazetelerde yayımlanan haberleri sanırım okumuşsunuzdur.

Devamını oku...
 
İsviçre Demokrasisi de Balyoz Tehdidi Altında PDF Yazdır e-Posta
Ali SİRMEN tarafından yazıldı.   
Salı, 16 Mart 2010 07:29

Sıkı durun ey ehli vatan!

Avrupanın göbeğinde, İsviçrede de Balyoz planı ortalığı allak bullak etti.

Devamını oku...
 
Turhan’lı Günler PDF Yazdır e-Posta
Ali SİRMEN tarafından yazıldı.   
Pazar, 14 Mart 2010 14:50

Sevgili,

Turhan Selçuk ile birlikte 1969 yılından başlayarak Akşamda, sonra Cumhuriyette, ardından Milliyette, peşi sıra yine Cumhuriyette birlikte çalıştık.

Devamını oku...
 
Turhan’lı Günler... PDF Yazdır e-Posta
Ali Bayramoğlu tarafından yazıldı.   
Pazar, 14 Mart 2010 14:48

Sevgili,

Turhan Selçuk ile birlikte 1969 yılından başlayarak Akşamda, sonra Cumhuriyette, ardından Milliyette, peşi sıra yine Cumhuriyette birlikte çalıştık.

Onun daha çizgilerinin çok olgunlaşmadığı bir karikatürünü ortaokul yıllarımdan anımsıyorum. Geçen gün yine bu sütunlarda sözünü etmiştim.

Birkaç karelik karikatürün ilk karesinde, iki futbolcu ikili mücadele içindedirler.

Tribünlerden sesler yükselir, Ye onu ye! Vur! Kır!Sonunda futbolcunun biri öbürünün ayağını eline verir ve o sırada tribünlerden koro halinde ses yükselir:

- Yuuuuhhh!

Bilmem kaç kişi bilir, Turhanın Adana yıllarında futbol oynadığını ve kardeşi İlhan Selçukun orta sahada oynadığı takımın acar santrforu olduğunu...

İki kardeş okul sıralarında, futbol sahasında, öncü mizah dergilerinde, gazete sayfalarında hep birlikte, hep emekten, özgürlükten yana çizgilerini sürdürdüler ömür boyu.

Akşamda fırtınalı günler geçirdik, polisçe arandık, yargılandık.

Ne hayıflandı, ne sızlandı ne de ödün verdi, yalnızca çevresine güven aşıladı.

***

Şimdi ayrıntısına girmeyeceğim, bir kavga olayından dolayı mahkemeye düşmüştük.

Kendisi Abdülcanbazın Osmanlı tokatlarından attığını yadsımıyordu, zaten yalan konuşamazdı ki...

Ama bir ara, bembeyaz oldu, elleri titredi. Kavga ederken, galiz bir biçimde küfrettiğini ileri sürmüşlerdi.

Ayağa kalktı ve Ben hayatımda kimseye, bir tek kez bile böyle bir küfür kullanmadım demekle yetindi.

O zaman öğrendim, çocukluğu dahil Turhan hayatında hiç küfretmemişti.

Zaten Turhanın görünüşü de böyle bir olayın olmayacağını gösteriyordu.

Avukatımız olan hanım, bizi dinlerken ikide bir;

- İmkânı yok Turhan Bey, sizin vurduğunuza inanamam, hadi Ali Sirmen yaptı deseler her neyse, deyip duruyordu.

Sonunda patladım:

- Ben galiba yeni bir avukat bulsam daha iyi, sizi inandıramıyorum, mahkemeyi nasıl inandıracağım?..

Bu yaşadıklarımızdan sonra Turhan bir gün bana şunu söyledi:

- Biz artık dostuz, yakın arkadaşız, bana artık siz deme, sen de.

- Peki, diye yanıtladım, size artık sen derim.

Ama beceremedim. O da üstelemedi, gülümsedi...

- Peki dedi, sen de benim gibisin, nasıl istersen öyle yap.

***

Su gibi berrak olan Turhan Selçuk az çizgiyle birçok şeyi anlattığı gibi, birkaç sözcükle, keskin gözlemleri dile getirirdi:

Hiç unutmuyorum. Girdiği bütün işleri batırmış olan ve yılbaşında Uludağda kumarda bir gecede o zamanın parasıyla binlerce lira kaybederken, bizim birkaç yüz liralık maaşlarımızı ödemeyen, kısa boyu yüzünden kompleksli ve onu örtmek için yüksek topuklu özel ayakkabılar giyen patronumuza çok içerlerdi; bir gün onun için şöyle dedi:

- Ne tuhaf adam, herkes ayaktayken oturuyor, herkes otururken ayağa kalkıyor.

Seksenli yılların sonlarında, şakalar, sohbetler hoş tartışmalarla dolu geçen Nadir Beyin perşembe öğlen rakılarında buluşurduk.

O yine az ve öz konuşurdu.

Bir gün müdavimlerden biri bir şişe Calvados getirmişti. Hepimiz çok hoşnut olduk.

Bir hafta sonra aynı dost,

- Bu hafta Calvados yok, size bir şiirimi okuyacağım dedi ve okudu.

Bitirdikten sonraTurhan o ağır başlı sakin ifadesiyle,

- ....Sen haftaya yine Calvados getir deyince masada bir kahkaha koptu.

Sevgili,

Turhan eserleriyle olduğu gibi, kişiliği ile de yaşamımızı zenginleştirdi.

Bu dönemin tarihini yazanlar, birçok aksaklığı, güdüklüğü, yozluğu vurgularken, direnişin, onurun da tümden yok olmadığını anlatmak için,

- Ama Turhan da vardı, diyecekler.

Evet, Turhan da vardı...

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Tuncay Mollaveisoğlu Kitapları

GüveGÜVE

Bu kitaptaki olaylar ve adı geçen kişiler gerçektir. Yolsuzluklar, devletin gizli arşivlerindeki raporlara dayanılarak yazılmıştır.

Tuncay Mollaveisoğlu, zoru kolay kılan ender araştırmacılardan biri. Eline aldığı konuyu herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir şekle sokmakta çok mahir bir kalem.

Devamını oku...

Boz - Yap OyunuBOZ - YAP OYUNU

'Boz - Yap Oyunu' uluslararası ve hükümetler üstü güçlerin Türkiye ve dünya üzerindeki 'kumpanya'sını anlatıyor. Yazar kimi zaman parçaları okuyucunun bütünlemesine bırakıyor, kimi zaman kendisi birleştiriyor.

Devamını oku...

Görünmez HoldingGÖRÜNMEZ HOLDİNG

"Bu kitap mutlaka okunmalı. Ülkemizi yoksullaştıran yolsuzlukları herkesin anlayabileceği yalınlıkta kaleme alan Tuncay Mollaveisoğlu yine çok önemli bir çalışmaya imza attı.

Devamını oku...

Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda

Adına “Ilımlı İslam” denilen ABD güdümündeki İslamcı bir devlet modeli Türkiye'ye ısrarla giydirilmeye çalışılıyor.

Devamını oku...
 

Google Arama

WebBağımsızGündem'de ara

Unutturulmaya Çalışılan Gündem

akp_mini

BOP çerçevesinde, ABD ve İsrail kışkırtmalı "Yeni Osmanlıcılık" görüntüsü altında "Ortadoğu Birleşik Devletleri"nin (Büyük İsrail) kurulmakta olduğu

akp_mini

4C Yasası ile emekçinin köleleştirilmek istenmesi

akp_miniPKK Açılımı

akp_miniErmeni Açılımı

akp_miniTeğet değil, delip de geçmek bilmeyen ekonomik kriz

akp_miniABD'nin İran ve Afganistan için TSK'dan muharip asker istemesi

akp_miniHer geçen gün işsizler ordusuna yeni katılan emekçi ve esnaf

akp_miniOluşturulmaya çalışılan çoğunluk diktası

akp_miniDevlet kadroları içinde cemaat yapılanmasının müthiş boyutu

akp_miniCemaat - CFR/CIA  bağlantıları

akp_miniMuhalif aydınların içeride olması

akp_miniYolsuzlukların örtülemeyecek boyutlarda olması

akp_miniÜretim araçlarının, finans kuruluşlarının yabancılaştırılması

akp_miniOkul bina ve arazilerinin bile "babalar gibi" satılmak istenmesi

akp_miniGemicikler, villacıklar, şirketcikler

İşte farklı gündemler ile halkın gözünden kaçırılan durum bu.

Üye Girişi


Reklam
Bağımsız Dergi'nin yeni sayısını aldınız mı? Bağımsız Dergi ile iletişim kurmak için tıklayınız

Kimler Bağlı?

Şu anda 103 konuk çevrimiçi

Türkiye NATO'dan Çıkmalı mı?

Türkiye Nato'dan çıkmalı mı?

Basından Haber Özetleri