| 1. Dünya Savaşı’nda Unutturulan Kutü’l Ammare Zaferi |
|
|
|
| Aydın Ayhan tarafından yazıldı. |
| Cuma, 13 Kasım 2009 23:55 |
|
1.Dünya Savaşı’nda kazandığımız iki büyük zaferden birisi “Kut Zaferi”dir. Biz bu zaferi İngilizlere karşı kazandığımız için nedense pek anmayız, kutlamayız, adeta sistemli bir şekilde unutulmasını isteriz. İngilizler Çanakkale Savaşlarında yenildiklerine inanmazlar, başarılı değil derler. Sadece ordularının yenilmeyip geri çekildiğini iddia ederler. Aslında; biz Çanakkale Zaferi’ni de unutacaktık, her şeyi unuttuğumuz gibi. Allah, Anzaklar’dan razı olsun, bıkıp üşenmeden dünyanın öbür ucundan her 25 Nisanda gelip zafer ayinleri yaptıkları için utandık da Çanakkale Zaferi, Çanakkale Şehitleri için bir şeyler yapmağa başladık. İngilizleri, Çanakkale’de ölen askerleri için ilk mezarlıklarını 1923 de, Fransızların 1926 da açtıklarını bilmeyiz. Biz bir gazetenin önderliğinde ilk abidemizi 1950 lerin başlarında yapabildik, ilk şehitliğimizi 1986 da açtık. Ben öğretmen iken öğrencileri Çanakkale’ye götürdüğümde hep İngiliz ve Fransız Mezarlıklarını gezerdik. Öğrencilerim; “Hocam, burada biz ölmedik mi.? Burada bizim şehitliklerimiz neden yok…?” dediklerinde utancımdan ne diyeceğimi bilemezdim.. Kutül Ammare’de kazandığımız zaferi ise son birkaç yıla kadar hiç anmazdık..Biz unutkan insanlarız. Halil Paşa, soyadını “Kut” olarak almıştır. Selmanıpak’ta bulunan subayların bazıları da o zaferin anısını hep yaşamak istediğinden “Selmanıpak” soyadını aldılar. Şimdi bu zaferi nasıl kazandığımıza bakalım….(Ama sonunu mutlaka okuyun…Ve Düşünün….! Düşünün…!) Ve bize bu zaferimiz hep unutturulmak istendi. Çünkü İngilizler Kutül ammare’de tarihlerindeki en büyük mağlubiyetlerinden birini tatmışları. Nedense birileri için, “İngiliz Dostluğu” orada “Bu vatan bizim..!” diyerek ölen ölen gençlerimizden çok daha kıymetli idi. İngilizler'in "Mezopotamya Seferi" adı verdikleri Irak Cephe’si, Hindistan'ın Bombay şehrinden hareket eden, İngiliz ve Hintli birliklerden oluşan kuvvetlerin 15 Ekim 1914'te Bahreyn ve 21 Kasım 1914'te Basra Körfezi'ndeki Fav Yarımadası'ndan başlaya Irak Basra'yı işgali ile açıldı. Bu bölgede askeri gücü oldukça zayıf olan Osmanlı kuvvetleri işgale karşı direnemediler. Basra'yı geri almak üzere, Binbaşılıktan Yarbaylığa terfi ettirilen Süleyman Askerî Bey cephe komutanlığına atandı. Yerli Araplar ve gönüllülerden topladığı kuvvetlerle Şuayyibe'de İngilizlere karşı taarruza geçen Süleyman Bey, 3 gün süren savaşın sonucunda yenilgiye uğradı. Bu savaşta bacağından yaralanan Süleyman Askerî Bey, gözlerinin önünde kendi yetiştirdiği gencecik vatan evlatlarının şakır şakır öldüğünü görüp, üzüntüden Bercisiye koruluğu yakınlarında intihar etti.
Ardından Kûtü'l-Amare'ye hareket ettiler. Albay Nurettin Bey tarafından olağanüstü azim ve kararlılıkla savunulan Kûtü'l- Amare, savaş malzemesi eksikliği ve kuvvet yetersizliğinden fazla dayanamayarak 25 Eylül 1915'te düştü. Kütü'1-Amare kaybedilmesi Bağdat'ı büyük bir tehlikeye fazla bir engel kalmamıştı. düşürmüştü, İngilizler Bağdat'a oldukça yaklaşmışlar, yolları üzerinde Mağlup Osmanlı kuvvetleri düzgün bir şekilde Selmanipak'a çekilerek burada bulunan hazır mevzilere yerleşip, savunma önlemleri aldılar.
23 Kasım 1915'te Selmanipak'a taarruz eden İngilizler şiddetli bir direnişle karşılaş’tılar. İngilizler, Osmanlı kuvvetlerinin karşı taarruzu sonucu 4.500 kişi civarında kayıp vererek 25 Kasım'da Kûtü'1-Amare'ye doğru çekildiler. Burada hızla sıkı bir kuşatma altına alındılar.
1914 sonlarında Irak’a asker çıkaran İngiliz ve Hint askerleri, General John Nixon ve General Charles Townshend komutasında 1915 sonbaharında Bağdat’a doğru yürüyüşe geçti. Albay Nureddin Bey ( Nureddin Paşa) 27 Eylül 1915’te İngilizleri Kut önünde karşıladı. İlk önce Bağdat’ın 30 km güneyine kadar çekilen Türk ordusu, İngilizleri püskürttü ve General Townshend etrafı Dicle nehri ile çevrili Kut yarımadasında kuşatıldı. Nureddin Bey’in yerine Irak komutanlığına getirilen 52. Tümen Komutanı Halil Paşa kumandasındaki kuşatmayı yarmak için Basra’daki İngiliz genel karargahının yaptığı üç taarruz da büyük kayıplar ve fiyaskoyla sonuçlandı. Kut-ül Amare'de İngiliz birliklerinin komutanı General Townshend de diğer dörtgeneral ile birlikte esir alınmıştı İngiltere, General Aylmer komutasındaki birliklerin başarısız olan birinci taarruzun ardından Irak cephe komutanı J. Nixon’ı azledip Percival Lake’i bu göreve getirdi; ancak yeni komutan da kuşatmadaki birliklerini kurtaramadı. Çaresiz kalan İngilizler, savaşa birlikte girdikleri Rusya’dan yardım istedi. O dönemde İran’ın Kirmenşah bölgesini işgal etmiş olan Rus kuvvetlerinin komutanı Baratov’un Kut üzerine yaptığı saldırı da sonuçsuz kaldı.
General Townshend hatıralarında esir düşmesini şöyle anlatıyor: “29 Nisan’da toplarımı, telsiz telgraf kurma malzemesi de dahil olmak üzere bütün savaş malzemesini, mühimmatı vs. tahrip ettim. Kasabaya bir Türk taburu girerek muhafızlık görevini üstlendi. Halil Paşa beni ziyarete geldi. ona kılıcımı ve silahımı takdim ettim. O, “kılıç ve tabancanız, şimdiye kadar olduğu gibi daima size aittir” diyerek kabul etmedi.” S. 570 Enver Paşa, Kut Zaferi’ni kazanan Ordu’ya “Iran Seferi” ni hedef gösterdi. “Turan Seferi” de denilen bu sefer, derslerde anlatılırken pek çok tarih öğretmeni kahkahalarla “hayalperest” diye gülerlerdi. Benim öğretmenlerimde gülerler, Enver Paşa ile bu hayalden ötürü alay ederlerdi. Ama bu muzaffer Ordu, İran’a girdi. Burada bulunan İngilizleri kovarak İran petrol havzalarının büyük kısmını ele geçirdi. (Bugün, İran sadece bu petrol havzalarıyla dünyaya meydan okuyor.) Tam o sıralarda, Ermeniler Azerbaycan’ı işgal etmiş, akıl almaz cinayetler cinayetler işliyorlardı. Bu ordu Azerbaycan’a yöneldi Bakü’yü kurtardı. Azerbaycan petrol havzaları bizim oldu. Ayni ordunun bir kolu Batum’a girdi ve Batum petrol havzaları bizim oldu. Durumu bir gözden geçirin..Kerkük-Musul petrol havzası bizim..İran Petrol havzası bizim, Azerbaycan petrol havzası bizim, Batum petrol havzası bizim… Birden dünyanın en büyük petrol devleti olduk.. Kimse farkında değil… Sultan Mehmet Reşad’ın beklenilmeyen, vakitsiz ölümü üzerine yerine geçen ülkesini ve o ülkenin insanlarını hiç tanımayan Sultan Vahdeddin ‘in İngiliz taraftarı olması ve bütün doğrularını İngilizlerden yana kullanarak, “Neye mal olursa olsun.! Ne pahasına olursa olsun .!”, onlarla barış yapmak istemişti. Ülkeyi müttefik ordularının işgal etmelerine ve bu savaşta hasın olmadığımız, harp etmediğimiz Yunanlılar ve İtalyanlar gibi devletlere bile topraklarımızı işgal ettirecek bir ateş kes anlaşmasına razı olarak, Petrol yataklarını ele geçirmiş olan, hiç yenilmemiş bu orduya “Geri dön.!” emri verdiğinde Azerbaycan’daki ordu ağlaya ağlaya, oraları Sovyetler terk ederek geri dönmüştü. Halil Paşa, İstanbul’la gelir gelmez tutuklanarak Malta’ya gönderilerek enterne edilmişti. Bin bir macera ile “Teşkilat-ı Mahsusa” Malta tutuklularının bir kısmını oradan da kaçırmayı başarmıştı. Sultan Vahdettin ve, sırf İttihatçılara düşman olduğu için onların yaptıkları her şeye karşı olan Hürriyet ve İtilaf Partisi yandaşları kan bedeli aldığımız o yerleri terk etmemizi emreden Mondoros Mütarekesini ve ardında tam teslimiyetle kabul ettikleri Sevr Anlaşmasını adeta bir zafer olarak görmüş, İşgale karşı yapılan bütün çalışmaları ve Ankara merkezli gelişen Atatürk’ün Millî Mücadelesini “Kemalist” diyerek düşmanca karşılamışlardı. Gaflet mi desem, ihanet mi..??? Biz garip bir milletiz. İngiliz Başvekillerinden Churchill, Tarihte gelmiş geçmiş en büyük Türk düşmanlarından birisi olan, ve bunu her zaman açıkça söyleyen, birisi idi. Hatta Çanakkale’de, İngiliz ve Fransızların Türklere karşı ortak bir cephe açmalarını o planlamış, teşvik etmişti.. Çanakkale Savaşları'nda İngilizlerin zehirli gaz kullanmaları üzerine, bunun yasak olduğunu kendisine hatırlatan gazetecilere: "Doğru, insanlara karşı zehirli gaz kullanmak yasak. Ama biz zehirli gazı Türklere karşı kullandık. Türkler insan değil ki..!" demişti. Çanakkale Savaşlarını başımıza sardıran, on binlerce gencecik fidanımızın ölmesine sebep olan İngiliz Başvekillerinden Churchill, 1965 de öldüğünde biz onun kendi ülkesinden bile fazla üzüldük, yas tuttuk.. Ne garip insanlarız… Aydın AYHAN |
| Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Kasım 2009 00:36 |
Yazarlarımız
Yazarlarımız
|
Tanrıça Themis ve “hep kahır...” |
| Tuncay Mollaveisoğlu | |
|
"Hizmetin Özelliği Gereği"-Çok Gizli |
| Kıymet Nadir Bindebir | |
|
Tayyip Erdoğan’a Kur’an’dan uyarı! |
| Arslan Bulut | |
|
Hayırları böyle evet yapacaklar... |
| Sabahattin Önkibar | |
|
Bir Yurtsevere Mektup (58) |
| Ümit Zileli | |
|
Bugün, o gün!.. |
| Altemur Kılıç | |
|
Şu Benim Ermeni Meselem… |
| Selma Erdal | |
|
Papatyalıktan Kasımpatılığa |
| Mine Kırıkkanat | |
|
AKLI BAŞINDA ÜLKELER GDO’YU TERK EDİYOR |
| Ahmet Atalık | |
|
Tatil dediğin 11 Eylül'de bitmeli!.. |
| Cem Özbatur | |
|
Referandumda sandık güvenliği |
| Rıfat Serdaroğlu | |
Konuk Yazarlar
Konuk Yazarlarımız
|
Cumhuriyetimizi geri istiyoruz |
| Nihat Genç | |
|
Vapurun dümeni |
| Melih Aşık | |
|
Deniz Feneri oldu medüz! |
| Necati Doğru | |
|
Ankara-Moskova İlişkileri Nereye Gidiyor? |
| Erol Manisalı | |
|
Hukukçu ve Anayasa |
| Orhan Bursalı | |
|
MÜZİK-PARA-2010- VE AYDINLANAMAYAN TÜRKİYE ÜZERİNE. |
| Fazıl Say | |
|
Kabile demokrasisi!.. |
| Hulki Cevizoğlu | |
|
ÇANAKKALE SAVAŞINDA YARALANMA VE HASTALIKLAR |
| Aydın Ayhan | |
|
GAFLET VE DALÂLET |
| Suay Karaman | |
|
BİR SİLİVRİ DURUŞMASINDAN... |
| Ömer Sadun OKYALTIRIK | |
Ne Yazmışlar?
NE YAZMIŞLAR?
|
Siyaset ile yargı karşı karşıya gelirse... |
| Fehmi Koru | |
|
PKK silah bıraksın, siyaset yapsın (1) |
| Şahin Alpay | |
|
Anayasa değişikliği ile neyi düzelteceğiz? |
| Mümtazer Türköne | |
|
İstihbarat savaşı |
| Şamil Tayyar | |
|
İran Anayasası’nda 12 Eylül |
| Mehmet Altan | |
|
Uzakta bir hülya: Demokrat zihniyet... |
| Ali Bayramoğlu | |
|
Anayasa taslağı, AKP’nin erken seçimine döndü |
| Mehmet Ali Birand | |
|
Başbakan’a sorular… |
| Cengiz Çandar | |
Google Arama
Üye Girişi
Menü
Kimler Bağlı?
Şu anda 69 konuk çevrimiçiTürkiye NATO'dan Çıkmalı mı?
Basından Haber Özetleri
-
Özkan'ın mağduriyetini dile getirmek isteyince...
Özkan'ın mağduriyetini dile getirmek isteyince...
Yeni Parti üyesi Recep Ekinci, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın korumaları tarafından darp edildiğini iddia ederek, korumalar hakkında suç duyurusunda bulundu.
-
Kalpler 12 Dev Adam'la atacak
Kalpler 12 Dev Adam'la atacak
A Ulusal Basketbol Takımı, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda bugün tarihi bir maça çıkıyor. Ulusallar, Sinan Erdem Spor Salonu'nda Sırbistan karşısında final mücadelesi verecek.
-
'Hayır çıktığı zaman, Davutoğlu o koltukta oturamaz'
'Hayır çıktığı zaman, Davutoğlu o koltukta oturamaz'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu NTV'de katıldığı programda soruları yanıtladı.
-
'Ölüleri kaldırıp oy kullandıracaklar'
'Ölüleri kaldırıp oy kullandıracaklar'
Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Kemal Anadol, AKP'nin ölülere seçmen kağıdı gönderdiğini ileri sürdü.
-
FEHMİ KORU YİNE YALAN YAZIYOR
FEHMİ KORU YİNE YALAN YAZIYOR
Yok öyle bir şey...
-
"PKK İLE TSK BİRLİKTE ÇALIŞIYOR“
"PKK İLE TSK BİRLİKTE ÇALIŞIYOR“
Bu sözler orduyu çok kızdıracak
-
BEN İŞKENCE ALTINDAYKEN O BALE YAPARDI
BEN İŞKENCE ALTINDAYKEN O BALE YAPARDI
"Zeynep Tanbay'ın hizmetçisiydim"
-
IRKÇI SARRAZİN’IN ARDINDAKİ TÜRK KİM
IRKÇI SARRAZİN’IN ARDINDAKİ TÜRK KİM
Ali Gülen yazdı
-
REFERANDUMDA MERAK EDİLENLERE CEVAP VERİYORUZ
REFERANDUMDA MERAK EDİLENLERE CEVAP VERİYORUZ
Kadın erkek eşit mi olacak
Engellilerin sorunu çözülecek mi
-
Saldırganı linç ettiler
Saldırganı linç ettiler
BDP'li Akın Birdal Bursa'daki miting sırasında bir kişinin yumruklu saldırısına uğradı. Meydandakiler tarafından dövülen kişiyi polis güçlükle kurtardı. Olayların büyümesi sonucu polis göstericilere gaz bombası attı.
En son eklenenler
- DEVLETLÛ’NUN GÖZYAŞLARI
- Şu palavraya bakın!!
- Hız limitini 110 km.'ye çıkartan Başbakan sürücülere yalvardı
- "Ben koyun değil Türk subayıyım"
- İstanbul'da Ramazan'da 3 haftada 50 intihar vakası
- Referandumda sandık güvenliği
- AKP'den TSK'ya 'sivil protokol' darbesi
- Arınç:'Aklı olmayanın dini yoktur!'
- Dünyanın 'muhalif' tek başbakanı!
- Bir Ramazan daha geçti
En çok okunanlar
- Erdoğan, Gazeteci Tuncay Mollaveisoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu.
- 'Parçalanmış Cesetler Dosyası'
- Cumhuriyetimizi geri istiyoruz
- Hamdullah Efendi’nin Amerika Sergüzeşti
- VATAN'ın hapı ve "Sakıncalı gazeteci"
- Dinç Bilgin, Tuğba Özay ve Mustafa Balbay
- Domuz gribi paniği neden 11 Kasım’a kadar sürer
- Pasif Laiklik, Fatih Ürek ve Seren Serengil
- Tanrıça Themis ve “hep kahır...”
- Çongar’ı anlamak!
“Petrolun kontrolü ile bütün bölge ve kıtaları, gıdanın konrolüyle bütün insanları kontrol edebilirsiniz "
Henry Kissinger (Emperyalizmin önemli liderlerinden) - 1970


